Site Rengi

YABANCILARA TOPRAK SATMANIN VAHİM SAKINCALARI

YABANCILARA TOPRAK SATMANIN VAHİM SAKINCALARI
REKLAM ALANI
26.04.2021
418
A+
A-

2020 yılı sonu itibariyle Türkiye genelinde yabancılara 16 000 arsa ve arazi, 213 000’ten fazla konut satıldı. Aynı yıl, yabancılara satılan konut sayısı 40 000’i geçti. Son beş yılda yabancılara 18 milyon metre kare toprak satıldı. Gayrimenkul Yurt Dışı Tanıtım Derneği (GİGDER) Başkanı, kendinden geçmiş, “2021’de konut satışında 50 bin adet bandını geçeceğiz” diyor!

Yabancıya toprak, konut satmanın anlamı ve sonuçları nelerdir, nasıl yorumlanabilir?

ARA REKLAM ALANI

Yabancıya gayrimenkul satışı (arsa, arazi, konut) basit bir mülk satışı değildir; ekonomik ve politik, çok önemli sakınca ve tehlikeleri vardır. AKP hükümeti ve Meclis’in, yasayı çıkarırken, uygularken işin maliyet yönünü hiç hesaba katmadığı anlaşılıyor.

A) Ekonomik Sakıncalar

1) Toprak temel ekonomik kaynaktır, yerine yenisi konamayan kıt bir üretim faktörüdür. Millî servetin başlıca unsurudur. Yabancıya toprak satınca, ülkenin temel ekonomik kaynağını, üretim faktörünü, millî serveti satmış oluyoruz. Yabancıya toprak satışı bir millî servet kaybıdır. Satılan toprak yabancı bir devletin millî servetine ekleniyor. Türkiye ise millî servet bakımından aynı derecede fakirleşiyor.

2) Bir ülkeye topraklarını sattırmak, Emperyalist Batı’nıntarihî bir aracıdır; Osmanlı’ya da dayatılmıştı. Silahla alınamayan topraklarparayla, Dolar ve Avro’yla alınıyor. “Toprağı alıp götürmüyorlar ya” savunmasınınhiçbir hükmü yoktur. Tapuyu almak, toprağı da alıp götürmek anlamına gelir. “Biz de o ülkelerde toprak alıyoruz” gerekçesi de zayıftır. Bir Türk bir Batı ülkesinde yalnızca mülk sahibi olmak için gayrimenkul alır. Oysa bir Amerikalı, bir İngiliz… öyle değildir. Çünkü bunların devletleri; emperyalist, sömürgeci, dünyanın çeşitli bölgeleri hakkında politik ve ekonomik hedefleri, planları olan, tarihîbakımdan sabıkalı devletlerdir.

3) Yabancıya toprak satışı yoksul ülkelerin, Türkiye’nin her açıdan aleyhinedir. Çünkü ülkelerin “yapısal farklılığı”, örneğin gelir farklılıkları hesaba katılmıyor. Bir Türk Batı ülkelerinde 1000 metrekare arazi satın alana kadar, onlar Türkiye’de 100 000 metrekare arazi satın alır. Kaldı ki bu alım da Türkiye’deki zengin azınlığın bir ayrıcalığıdır. Yabancılar ticarî amaçla da toprak satın almaktadır, gayrimenkul ticareti yapanlar vardır. Bu yoldan yurt dışına gelir transferi, döviz çıkışı da gerçekleşmiş oluyor.

4) Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi kayıtlarına göre Şubat 2021 itibariyle yabancı gerçek kişilerin edinmiş oldukları tarım vasıflı taşınmazlar (tarla, bağ, bahçe, zeytinlik, fındıklık vb.) 16 milyon m2’yi geçmiş bulunuyor.Oysa, yabancılara tarım topraklarının satılması son derecede sakıncalıdır. Elden çıkan alanlar Türkiye’nin en nitelikli, en değerli topraklarıdır, yerleşim alanlarıdır. Bir yandan Türk tarımı -IMF programları ve AB uyum yasaları ile- çökertiliyor, Türk köylüsü çiftliğini çubuğunu satarak şehirlere göç etmeye zorlanıyor; öbür yandan da yabancıların toprak satın almalarını kolaylaştıran yasalar çıkartılıyor.

B) Politik Sakıncalar

Toprağın ekonomik yönü kadar, siyasî yönü de önemlidir. Yabancıya satılması durumunda son derecede önemli maliyetler ortaya çıkar.

1) Ülke toprağının siyasî yönünün önemine Anayasa Mahkememiz şöyle parmak basmıştı: “Yabancının Türkiye’de arazi ve emlak edinmesi salt bir mülkiyet sorunu olarak değerlendirilemez. Toprak devletin vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlık simgesidir.” Toprak bir millet için devlet olmanın temel şartıdır. Toprağı satmak bir anlamda devleti satmaktır.Toprak satılarak Lozan deliniyor, ülkemizin güvenliği ve geleceği tehlikeye atılıyor.

2) İki devlet, İsrail ve Ermenistan, Türkiye’de, gizliden gizliye kendilerine en yakın topraklara el koyma gayreti içinde görünüyor. Yunanistan’ın ise ünlü, Megaloİdea’sı var.

İsrail Türkiye’nin doğu bölgelerini vaat edilmiş toprak (Arzı Mev’ud) olarak görüyor. Bu devletin, toprak satın alma yoluyla kurulduğu gerçeği unutulmamalıdır. Yabancı ülke şirketlerinin ve vatandaşlarının Türkiye’de toprak satın almalarının arkasında Rum ve Ermeni lobileri de bulunmaktadır. Bugün değişik adlarla, atalarına ait bildikleri toprakları ele geçirmeye çalışmaları olmayacak şey değildir. Böylece oluşturulacak yeni yerleşimlerin, ilerde Türkiye’nin başına açacağı sıkıntıları tahmin etmek zor değildir.

Şu örneğe bakın: Çiftçilerimiz, özel bankalardan kredi çekebilmek için tarla ve diğer gayrimenkullerini teminat olarak gösteriyor. Cazip ödeme kolaylığı sunan bu bankalar, çiftçilerin borçlarını ödeyememesi durumunda teminat gösterilen arazilere acımasızca el koyuyorlar. Bundan daha da ilginci; Yunan sermayeli bir bankanın, elemanlarını, Karadeniz’de özellikle köy ve yaylaları dolaştırarak çok cazip tekliflerle kredi imkânı sunmasıdır. Yunan sermayeli bu banka neden özellikle Karadeniz’i seçiyor? Pontus hedefleri ile ilgili olabilir mi acaba? 

3)Toprak satışının bir maliyeti de yeni azınlıklar yaratmasıdır. İş mülkiyet devriyle bitmiyor, etnik yığınlar zamanla ülkede yeni azınlık nüfuslar oluşturur; belirli büyüklüklere ulaştıkça, her biri ekonomik ve siyasal taleplerde bulunmaya başlayabilir.

4) Yabancıya toprak satışı uluslararası sorunlara ve dış müdahaleye yol açabilir.

a-Batılılar için özel mülkiyetin “özel bir anlamı” vardır. “Özel mülkiyet” Batı’da bütün haklardan önde gelir;kutsaldır, dokunulmazdır. Yarın devletimiz; bir yabancının satın aldığı taşınmazı kamulaştırmaya kalkarsa, sorun derhal uluslararası bir boyut kazanacak, doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınacaktır.

b-Yurttaşları Türkiye’de toprak edinmiş devletler; bir süre sonra, yurttaşlarının mülkiyet haklarına sahip çıkma adına, Ankara’ya müdahale edip bazı şeylerin yapılmasını veya yapılmamasını isteyebilir. Söz konusu devletler, vatandaşlarını kendilerinin bölgesel politikalarında bir araç olarak kullanma yoluna gidebilir.

Sonuç şudur ki, AKP iktidarı yıllardıryalnız fabrika ve tesislerimizi değil, ülke topraklarını da satarak kendine parasal bir payanda sağlıyor ama, bu yaptığı; ekonomiye, devletimize özellikle uzun dönemde çok büyük zararlar verecek sonuçlar içermektedir. Hakiki bir devlet pek az istisna dışında, toprağını satmaz, kesinlikle buna son verilmesi gerekir.

Azim ve Karar, 26.04.2021

Kaynak: Cihan Dura, Türkiye’ye Batı Saldırısı: Ekonomimiz Hangi Silahlarla İşgal Ediliyor?Galeati Yayıncılık, Ank., 2020,ss. 244-249

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.