Site Rengi

“CIA BAĞLANTILI OLMAYAN MI VAR?..”

<strong>“CIA BAĞLANTILI OLMAYAN MI VAR?..”</strong>
05.04.2023
1.841
A+
A-

Süleyman Çelik

Sinan Oğan, diğer cumhurbaşkanı adaylarının tersine, Atatürkçülük ve laiklikten yana, özellikle diğerlerinin ağzına almaktan kaçındıkları, hatta övdükleri tarikat ve cemaat karşıtı söylemleri üzerine, benim adayım olmuştu…

Fakat Vamık Volkan ile çok samimi pozlardaki fotoğraflarını görünce onu da sildim…

***

Zamanının süper gücü Osmanlı gibi,günümüzün süper gücü Amerika da devşirmeci!..

Osmanlı, öncelikle asker gereksinimini karşılamak üzere 14-15 yaşlarındaki gürbüz ergen erkekleri devşirir, içlerinden akıllı olanları Enderun’da eğittikten sonra devlet yönetiminde görevlendirirdi…

Amerika ise dünyadaki tüm ülkelerdenyetişkin ve eğitimli akıllıları devşiriyor, fakat yönetime yanaştırmıyor. Amerika’yı “Amerikan Derin Devleti” yönetir; devşirmelerden uzman ve operasyon ya da etki ajanı olarak yararlanıyor…

Psikiyatri profesörü Vamık Volkan da bir devşirme;CIA adına “psikolojik savaş ve algı operasyonu” uzmanıolarak çalışmaktadır.

Vamık Volkan’a, çalıştığı Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde “Zihin ve İnsan Etkileşimi Araştırmaları Merkezi” kurduruluyor. Burasıpsikiyatristler, psikanalistler, psikologlar, siyaset bilimciler, tarihçiler, eski diplomatlar vb.dallardan araştırmacıların bir aradaçalıştıkları bir düşünce ve operasyon merkezi oluyor. Amerika bu merkez aracılığıyla Sovyetler Birliği, Baltık Cumhuriyetleri, Arnavutluk, Kuveyt, Eski Yugoslavya, Gürcistan, Güney Osetya, Türkiye ve Yunanistan gibi pekçok ülkede projeler gerçekleştiriyor…

George Soros’un,finanse edip düzenlediği renkli devrimler yoluyla,başta Sovyetlerin dağılmasıyla ortaya çıkan devletler olmak üzere, birçok ülkenin Amerikan uydusu olmasını sağladığı düşünülür. Oysa bu operasyonların asıl kahramanları Vamık Volkan ve arkadaşlarıdır. Şöyle ki bunlar, daha önce hedef ülkede psikolojik savaş ve algı operasyonları yaparak renkli devrimlerin alt yapısını oluşturmaktadırlar…

Bu merkezin öncelikli projelerinden biri, Atatürk’ün dünyada ve Türkiye’de algılanımını (imaj) değiştirmekti.Çünkü Atatürk, antiemperyalist ve tam bağımsızlıkçı olduğu için hedef ülkeler için kötü örnek olmaktadır. Bu amaçla Vamık Volkan, Norman Itzkowitzile “Ölümsüz Atatürk” kitabını yazmıştır. Kitap, subliminal denilen, bilinçaltına yönelik algı operasyonu yöntemiyle yazılmış, yani Atatürk övülüyormuş gibi görünerek karalanmıştır…

Kitap İngilizce özgün baskısında bulunan hakarete varan içerikler çıkarılarak Türkçeye çevrildi. Fakat kitap okuma oranımız fazla olmadığı için ses getirmedi. Oysa hedef kitle, kitap okuyan aydınlar değil, sıradan insanlardı. Bunların bilgi ve birikimleri Atatürk’ü anlamaya yetmiyor, fakat düşmanı denize döküp vatanımızı ve namusumuzu kurtararak Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran büyük bir asker ve devlet adamı olduğunu biliyorlar. Buna bağlı olarak da minnet ve şükran duygularını ifade etmek için akın akın Anıtkabir’e gidiyorlar.

Bunun üzerine, hedef kitleye erişmek için kitabın sinema filmine dönüştürülmesine karar verildi.  Bu görev Can Dündar’a verildi. O da MUSTAFA filmi ile görevini başarı ile yaparak efendilerinden aferin aldı. Bu nedenle bugün Almanya’da ağırlanmaktadır.

***

Bu fotoğrafları gördükten sonra Google’da arama yaptığımda Sinan Oğan’ın 2015’deki bir tweeti karşıma çıktı. Oğan, tweetinde Vamık Volkan’ın Kerkük’te Irak Türkmenliderleri ile görüşmesini memnuniyetle karşılamaktadır. Oysa Amerika’nın 2003’de Irak’a saldırmasından sonra, askerlerimizin başına çuval geçirmek dahil,  Kerkük’ü Kürtleştirmek için neler yaptığı biliniyor. Bir Amerikan ajanı olarak, Türkiye’de Kürtlere özerklik verilmesini isteyen Vamık Volkan, Kerkük’te Türkmenlerden yana olabilir mi?  Sıradan gazete okurlarının bildiği bu bilgileri, bu konuda iddialı bir siyasetçi olan Sinan Oğan’ın bilmemesi olası mı?…

***

Bu fotoğraf bana, CIA bağlantılı olabileceğini düşündüğüm başka birini anımsattı…

Üniversitemiz öğrencileri ile söyleşi yapması için, ADD’nin önde gelen üyelerinden ve adı medyada sık duyulan bir hukuk profesörünü davet etmiştik…

Sayın Profesör söyleşi sırasında, sözün gelişi doğrultusunda, “bizim de stratejik araştırma enstitümüz var” dedi ve enstitünün adını da söyledi…

***

Konuğumuzu akşam ağırlama görevi bana verildi.

Söyleşide adını verdiği stratejik araştırma enstitüsü kafamı kurcalamıştı. Bu enstitünün başkanı ülkücü kökenden gelen bir profesördü. Başkanın ve emekli general olan bir üyesinin, yazılarının satır aralarından ve edindiğim diğerbilgilerden, aklıma CIA bağlantılı olabilecekleri geliyordu. Örneğin bu profesör, adında “Türkiye” olan başka bir STÖ daha kurmuştu. Türk, Türkiye, milli, ulusal gibi sözcükleri derneklerin, vakıfların vb. adında kullanabilmeleri için Bakanlar Kurulu onayı gerekiyor.

AKP iktidarının, AB-D ile kol kola KKTC’nin satılması dahil, tüm ulusal kırmızı çizgilerimizi yok etmeye çalıştığı ilk yılları. Dolayısıyla millici bilinen bir profesörün kurduğu derneğin, adında Türkiye sözcüğünü kullanmasına izin verilmesi, kafamda bir soru işareti doğurmuştu!..

Kendisine bir e-posta atarak “Türkiye adını kullanmak için Bakanlar Kurulundan nasıl izin aldığını” sormuş, ancak bir yanıt alamamıştım!..

Konuğumuzla akşam yemekte konuşurken bu kuşkumu dile getirdim. Beklemediği bir soruyla karşılaşınca şaşırdı. Sonra kendini topladı ve “doğru düşünüyorsun. Bu nedenle beni dışladılar” dedi!..

***

ADD’nin 2008 Genel Kurulu’na Samsun şubesi delegesi olarak katılmıştım. 2006’da genel başkan olan Şener Eruygur gene adaydı. Özellikle, AKP iktidarına karşı, ilk kez Türkiye çapında yapılan kitlesel gösteriler olan Cumhuriyet Mitinglerinin mimarı olması nedeniyle seçimi rahat kazanacağı düşünülüyordu…

Kuliste bizim profesör arkadaşı gördüm. Bir masanın başında millete broşür dağıtıyordu. Yanına gittim. Selam, sabahtan sonra, “kimi desteklediğimi” sordu. Şener Paşa’yı desteklediğimi söyleyince, “sakın ha! Göreceksin, çok yakında büyük olaylar olacak. O seçilirse ADD kapatılır” dedi ve “bizi destekleyin” diyerek elime bir liste uzattı. Meğer o da ayrı bir liste hazırlamış…

Ben bu sözleri normal bir seçim taktiği olarak düşünmüş ve üzerinde durmamıştım. Fakat seçimden bir hafta sonra Ergenekon Operasyonu başlatılıp, ilk önce Şener Erguygur Paşa tutuklanınca, profesörün sözlerini anımsayarak “ulan!..” dedim…

***

Hulusi AkarGenelkurmay Başkanı olunca ABD’ye gitmiş ve boynuna, bizim “çuvalcı general” dediğimiz, zamanın Amerikan Genelkurmay Başkanı tarafından, “Amerikan liyakat madalyası” takılmıştı.Sayın Akar bakan olduktan sonra TBMM’de bu konuda eleştirilince, “madalya almayan mı var?” diyerek Genelkurmay Başkanı olan herkese bu madalyanın takıldığını açıkladı. Ne yazık ki doğru söylüyordu!..

Ben de sağa, sola, o derneğe, bu vakfa, o lidere, bu lidere bakıyorum ve Hulusi Akar gibi, “CIA bağlantılı olmayan mı var?” Diyorum. Sivil örümcek ağını her yanımıza örmüş! Bunu anlamak için Mustafa Yıldırım’ın “Sivil Örümceğin Ağında” kitabını (Toplumsal Dönüşüm Yayınları) okumak gerek. Elbette, başta “Nutuk”u okuyarak Atatürk’ü anlamak gerek. Metin Aydoğan’ın “Bitmeyen Oyun” kitabını (Kum Saati Yayınları) ve Yılmaz Dikbaş’ın “Atatürkçüler Yenildi” kitabını (Enki Yayınları) okumak gerek. Kısaca kitap okumak gerek. Oysa bir paragraflık yazıyı bile okuyan yok. İnsanlar ellerinde telefon, sosyal medya fenomenlerinin peşine takılmış! Güzel bir kaps koyarsan beğeniliyorsun. Etki ajanları tarafından o kadar koşullandırılmışlar ki resim altına iki satır aykırı bir yazı yazdığında bile saldırıya uğruyorsun!..

Sözün özü: her şey “Büyük Birader”in istediği gibi gidiyor!..

Azim ve Karar, 05.04.2023

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.