AYNA AYNA SÖYLE BANA: CHP NEDEN BU HALE DÜŞTÜ?

AYNA AYNA SÖYLE BANA: CHP NEDEN BU HALE DÜŞTÜ?
12 Mayıs 2024 14:31
428
A+
A-

Cihan Dura

“Sakın kapıyı aralık bırakmayın, farkına varmadan, ardına kadar açılır.”

Mustafa K. Atatürk 

Çocukluğumuzda az mı dinledik, az mı severek okuduk: Kraliçe aynanın önüne geçiyor ve soruyor: “Ayna ayna söyle bana, dünyada benden güzeli var mı” Aynalar daima doğru söyler. O zaman ben de CHP’nin durumunu merak ettiğim için, geçtim aynanın başına, sordum sorumu “CHP neden bu hale düştü?” Başladı anlatmaya, aman Allah’ım, neler duydum neler, neler söyledi ayna neler… Anlattıklarını hayli kısaltarak aşağıya alıyorum.

-1945-47 yılları… CHP iktidarda… Cumhurbaşkanı İsmet İnönü…  Sivil ve asker Amerikan heyetleri, savaş gemileri Türkiye’de. CHP Hükümeti ABD’den borç istiyor. CHP Hükümeti Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Feridun Cemal Erkin: “Türkiye, kaderini ancak Amerika ve Büyük Britanya’ya bağlarsa, esenliğe kavuşabilir.”

ABD ile 1947 Antlaşması … “ABD’nin dünya egemenliği” doktrini olan Truman Doktrini ile başlayan Amerikan “yardımı” Türkiye’yi Kemalizm’den saptırdı. Türkiye Amerikan emperyalizminin gereklerine uygun şekilde yeniden yapılandırıldı. Atatürk zamanında ne yapılmışsa, çoğu yıkıldı, ters yüz edildi. Ülkenin bağımsızlığının yitirilmesine karşı yükselen sesler susturuldu. ABD ile ikili antlaşmalar imzalandı. Bunlarla siyasal ve ekonomik bağımsızlığımız törpülendi, giderek yok edildi. Atatürk Devrimlerinin birinci güvencesi olan köy enstitüleri kapatıldı. Yerine imam-hatip okulları açılmaya başladı. Ekonomi politikası olarak devletçilik sulandırıldı. Türkiye IMF’nin kıskacına sokuldu. Dış borçlanma başlatıldı. Ulaştırmada demiryolları terk edildi, karayoluna ağırlık verildi. Türkiye’nin sanayileşmeden vazgeçmesi yönünde telkinler yapıldı. İrtica yeniden harekete geçti.

– Cumhuriyet gazetesi başyazarı Nadir Nadi; 1950 seçimlerine üç dört ay kala, davetli olduğu bir akşam yemeğinin ardından, CHP Hükümeti’nin Başbakan Yardımcısı Nihat Erim’le sohbeti sırasında, öteden beri içini burkan bir kaygısını dile getirir: “Seçim, demokrasi, çok partili hayat, evet, bunlar güzel şeyler. Fakat Devrimler ne olacak? Atatürk’ün temelini attığı uygarlık düzeni bir kez sarsılırsa, demokrasiyi yürütmek için gerekli ortam daha başlangıçta elimizden kaçmaz mı? Seçim tarihi yaklaştıkça gericiliğe ödün verme eğilimi günden güne artıyor. Vaktinde kontrol altına alınmazsa, bu; ilerde çok tehlikeli gelişmelere yol açabilir. CHP Hükümeti’nin bu konudaki durgunluğu anlaşılır gibi değil.” Nihat Erim şu yanıtı veriyor: CHP her zaman olduğu gibi Atatürk Devrimleri’ne bağlıdır. Gericiliğe ödün vermek söz konusu olamaz. Ne var ki seçimlere şunun şurasında pek az bir zaman kaldı. Şimdiden harekete geçilir de Devrim ilkelerine atıp tutanlara karşı sert önlemler alınırsa, bu; CHP’nin toplayacağı oy sayısını düşürebilir. İlkin seçimler kazanılsın; ondan sonra Devrim ilkelerinin ne büyük bir güçle korunacağını gözlerimizle göreceğiz! Nadir Nadi, yazısını şöyle bağlıyor: Yazık ki olaylar böyle gelişmedi. 1946’dan, hattâ daha öncelerden başlayarak, Atatürk ilkeleri bugüne değin her alanda ihmale uğradı.

-1 Mart 1950… CHP Hükümeti 30.11.1925 tarihli Tekke ve Türbelerin Kapatılmasına Dair Yasa’yı yürürlükten kaldırdı. Gerekçesi şöyle: “Bugün cehalet nedeniyle yer yer kimi batıl itikatlara rast gelinse de bunlar artık halkın yolunu şaşırtacak bir etkiye sahip değildir.” Hükümet, seçimlerin tarihini de aynı gün ilan ediyor!

-2 Eylül 1951… Necdet Evliyagil Cumhuriyet gazetesinde, her iki partinin (DP ve CHP) seçim propagandası sırasında dini nasıl politikaya alet ettiklerini örneklerle yazdı: Bilecik’te CHP, ‘türbeleri biz açtık’ derken, DP’liler de Arapça ezanın, din derslerinin ve radyoda Kur’an okutulmasının, DP’nin eseri olduğunu” ileri sürüyor!

-1954 seçimlerinde uğradıkları ağır yenilgi üzerine CHP’de oportünistler şöyle diyor: Parti laiklik ve devletçilik ilkelerinden vazgeçmelidir. Seçmen önünde demokratlarla ancak böyle yarışılabilir.

Tarihi 8 Nisan 1962… CHP Parti Meclisi’nin yaptığı bir toplantıda iki genç üye, Bülent Ecevit ile Turan Güneş, arkadaşlarını şöyle uyardı: “Çok partili yaşama geçildiğinden beri, CHP eski devrimci yönünü yitirmiş, seçimlerde oy toplamak kaygısıyla ödün vere vere fikir bakımından zayıflamıştır. Oysa Parti’nin ‘devrimcilik, halkçılık, devletçilik’ gibi ulusumuzu kısa sürede kalkındıracak ilkeleri vardır. Politik hesaplarla, bu ilkelerin bir köşeye itilmesi doğru değildir. Ne var ki, Ecevit ve Güneş’in ateşli bir dille savundukları bu düşünce, parti meclisinde hiç de sıcak duygularla karşılanmadı.

-8 Ağustos 1963… Partinin politikasından düş kırıklığına uğrayan çok sayıda genç üye, CHP’den istifa ediyor. İstifalar için gösterilen sebepler arasında şunlar var: “Atatürk ilkelerinden ödün verilmiştir. Partinin genel ilkelerinden, özellikle halkçılık ve laiklik ilkelerinden ödün verilmiştir. Halkevleri ve köy enstitülerinin açılması için hiçbir girişimde bulunulmamıştır.”

– 26 Ocak 1974… Millî Selamet Partisi, genel seçimlerden 48 milletvekiliyle çıkarak anahtar parti konumuna geldi. CHP, bu parti ile ile koalisyon hükümeti kurdu; böylece dinci bir parti ilk kez iktidar ortağı oldu. Bülent Ecevit liderliğindeki CHP, dinci siyasetçilere ülkenin içişlerini, adalet hizmetlerini ve ekonomisini teslim etti.

-Dinciliğe göz yumma, tarikatlara şirin görünme yarışına, sonunda Bülent Ecevit de katıldı. Gerçekleşmesi için büyük çaba gösterdiği CHP-MSP koalisyonu ile, Cumhuriyet tarihinde ilk kez, siyasal İslam’ı iktidara taşıyan, devlet olanaklarına kavuşturan Ecevit; 1986 ara seçimlerinden önce Manisa’da köylülere şöyle sesleniyordu: “Bir insan şu veya bu tarikattan olur, ama aynı zamanda ilerici de olabilir. DSP kimsenin dinine, tarikatına, başörtüsüne karışmaz.” Daha sonra köylülere şöyle diyordu: “En büyük Allah, sonra halk…”

CHP Genel Sekreteri Ertuğrul Günay: Devletin, gençleri Atatürkçü ve laik doğrultuda yetiştirmesi, imam-hatip lisesi mezunlarının Harbiye’ye girişinin engellenmesi haksızlıktır.

-16 Haziran 2000 tarihli Gazete Müdafaai Hukuk ’tan bir başlık: CHP Nereye? Atatürk’ün Partisi Böyle mi Olacaktı?  Haber özetle şöyle devam ediyor: CHP’nin yeni tüzük tasarısı, bu partinin, köklerinden ve Atatürkçü geleneğinden koptuğunu gösteriyor. Tasarıda “Atatürk İlke ve Devrimleri”nden tek bir söz yok. Alt Ok’un hiçbirinden söz edilmediği gibi, ‘irtica’ tehlikesi de görmezden geliniyor. Ulusal kimlik yok sayılıyor; yerine “etnik, dinsel, ideolojik cemaatler” geçiriliyor. Yeni tüzük, CHP’nin küresel emperyalizme uyum sağlama planından ibaret.

-12 Eylül 1980’de kapatılmış olan CHP’yi tekrar açan Deniz Baykal’ın CHP’nin Altı Ok’u hakkında söylediği: “O babaannemizin sandığındaki çeyizdir.

Yıl 2011… Bir CHP milletvekili konuşuyor: “Ben Atatürk ilke ve devrimlerinin bekçisi değilim, olmak da istemiyorum. Çünkü bekçilik dönemi tarihe karıştı. Bilirsiniz eskiden mahallelerde elde düdük dolaşan bekçiler vardı. Şimdiyse mobese kameraları var.”BirCHP Parti Meclisi üyesi de şunları söylüyor: “CHP artık CHP değil. Milliyetçi olarak tanımlanamayacağı kesin! Toplumu ayrıştıran sıkan, Atatürk milliyetçiliğidir. Türklük kavramı Anayasa’dan çıkarılabilir. Türk Vatandaşlığı tanımının “yurttaşlık” olarak değiştirilmesini CHP olarak destekliyoruz. Ruhban Okulu açılmalı, ekümeniklik tanınmalı. İki dile sıcak bakıyorum. AKP Hükümeti ekonomiyi iyi yönetti, gelir ve zenginlik arttı.

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu: Tekke ve zaviyelerin kapatılması toplumu yozlaştırdı, yeniden açılmalı.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: Devlet değişsin istiyoruz. Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı aynen kabul ediyoruz. Çekincelerin tamamına karşıyız. Kürt kimliği ve Kürt dili önündeki tüm engelleri kaldıracağız. CHP iktidarında genel af çıkartacağız. Profesyonel orduya bir an önce geçmeliyiz. Türkiye’de laiklik tehlikededir diyemem, böyle bir tehlike görmüyoruz. Türban sorununu çözeceğiz. Siyasallaşmayan tarikatlara saygımız vardır.  “Yargı içinde böyle bir kadrolaşma vardır” demeyi doğru bulmuyorum.

Geçmişin aynası… iyi ki bakmış, iyi ki sorumu sormuşum; bana daha pek çok şey söyledi. Asıl sorumuza, CHP neden bu hale düştü? sorumuza yanıtını da “CHP; kendi özü ve doğuş sebebi olan Atatürk Devrimleri’nden giderek uzaklaştı, Oy kazanma uğruna demokratik rejimin güvencesi Altı Ok’u içi boş bir simgeye dönüştürdü, tarihsel misyonundan kaçtı, meydanı rejim düşmanlarına bıraktı, kişiliğini yitirip anlamsızlaştı, halka yabancılaştı” şeklinde toparladı. En sonra, sözlerini çok anlamlı bir öykücükle şöyle tamamladı:

Tanrı Zeus kuşların da bir kralı olsun istemiş. Bir gün hepsini karşısına çağırıp “İçinizden en güzel olanı, size kral yapacağım” demiş. Bütün kuşlar bir göl kenarına uçmuşlar; orada uzun uzun yıkanıp taranmışlar. Ne var ki karga kendisinin çirkin olduğuna, ne denli yıkanıp taransa da güzelleşemeyeceğine inanıyormuş. Hemen bir kurnazlık düşünmüş: Öteki kuşların düşürdüğü tüyleri toplamış, her birini tek tek şurasına burasına takmış.

Sonunda, kralın seçileceği gün gelip çatmış. Bütün kuşlar Zeus’un katına uçmuş. Tabii karga da… Zeus bakmış, bakmış: “Doğrusu en güzeliniz bu!.. Ben size kargayı kral yapacağım” demiş. Kuşlar bunu duyunca, hepsi birden karganın üzerine atılmışlar. Her biri, kendi tüyünü bulup geri almış.

Karga ne idiyse, yine öyle kalmış!  

___________________________.

Kaynaklar:

-Cihan Dura, “CHP Neden Bu Hale Düştü?” https://www.cihandura.com/tr/makale/-CHP-NEDEN-BU-HALE-DUSTU-832,   (8.12. 2008)

– Cihan Dura, “CHP’nin Kendini İnkâr Tarihinin Gizli Olmayan Belgeleri,” https://www.cihandura.com/tr/makale/chpnn-kendn-nkar-tarhnn-gzl-olmayan-belgeler (15.4.2012)

Azim ve Karar, 12.05.2024.