TÜRKİYE BU KARA GÜNLERE NASIL GELDİ?

TÜRKİYE BU KARA GÜNLERE NASIL GELDİ?
24 Temmuz 2023 01:02
574
A+
A-

Cihan Dura

Sakın kapıyı aralık bırakmayın, farkına varmadan ardına kadar açılır. M. K.Atatürk

Bugün göz yumduklarımız, yarın bize göz açtırmayacak olanlardır. Uygur Atasözü

Her şey Atatürk’ün aramızdan ayrılışından sonra, CHP ve DP hükümetleri ile başladı.

Neler oldu neler… Ah o çirkin siyasetçiler…neler yaptılar neler! M. K. Atatürk görse dünyayı başlarına geçirirdi.

Atatürk ne demişti: “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk olarak yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder.”Ben de eğitim alanına odaklanarak, aşağıda özetliyorum başımıza getirdiğimiz siyasetçilerin utanılası marifetlerini.

Bütün hedef elbirliğiyle ortadan kaldırdıkları köy enstitülerinin eğitim anlayışı yerine imam hatip zihniyetini yerleştirmektir. Bu amaçla Kur’an kursları ile imam hatip mekteplerine yeşil ışık yaktılar. Millî Eğitim Bakanlığı okullarda din derslerinin zorunlu olmasına karar verdi. Köy Enstitüleri ve Halkevleri kapatıldı! Bir yıl içinde 70 imam hatip okulu açıldı. 77 tane daha açılıyor! Yetmiyor, bu kez 86 imam hatip okulu daha açılıyor!

İmam-hatip liseleri “meslek okulu” kategorisinden çıkarılarak temel öğretim kurumlarına dönüştürüldü. İmam-hatip lisesi mezunlarına üniversitelerin bütün bölümlerine girme olanağı sağlandı. Bu okulun mezunlarına, ilerde hemen her türlü devlet görevini üstlenmek üzere yükseköğretim kapıları ardına kadar açılmış oldu. Oysa imam-hatip mezunları, daha önce yalnızca yüksek İslam enstitülerine girebiliyordu.

Öğretim Birliği yok edildi. Üniversitelerde bilimsel özerklik kaldırıldı. Bu kurumlar şeriatçı görüşlü, tarikatçı şahıslara teslim edildi. 

İrtica Cumhuriyet tarihimizde görülmemiş bir serbestlik kazandı. Başta Nurcular ve Süleymancılar olmak üzere, Cumhuriyet düşmanı tarikatlar Türk milli eğitiminde etkin durum geldi.Okullarda Milli Gençlik Vakfı, Nurcular, Akıncılar ve Süleymancılar gibi dinci örgütler cirit atmaya başladı.Üniversitelerde mescitler açılmaya, koca koca camiler inşa edilmeye başladı.  Üniversitelerde türban serbest bırakıldı.1992/1993’te yeni açılan 23 üniversiteye atanan kurucu rektörlerden 18’i şeriatçı ve tarikat bağlantılıydı.

1994-95’te imam-hatip lisesi sayısı 583, öğrenci sayısı 477 bin oldu. Her yıl en az 45 bin mezun veriliyordu. Öğretim Birliği Yasası’nda öngörülen “din görevlileri yetiştirme” hedefinin çok ötesine geçen bu okullar, İslami düzen yanlılarının başlıca çalışma alanı haline geldi. İmam hatip liselerinin, meslekî öğrenim kurumu olma ilkesi bir yana bırakıldı. Bu kurumların mezunlarına polislik gibi kamu hizmetinin en duyarlı alanlarında görev yapma hakkı tanındı.

Ve sonunda Dinci-Şeriatçıbir parti tek başına hükümet kurdu!

İktidar din eksenli örgütlenmeleri eğitim alanına da soktu. Türkiye’nin dört bir yanında dinsel eğitim fiilen okul öncesi eğitime, hatta kreşlere kadar sokuldu. Okullara mescit zorunluluğu getirildi.

1739 sayılı yasanın önemli bir unsuru olan “sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitim” uygulamasına son verildi. Okullarda karma eğitimi devre dışı bırakan eğilim ve uygulamalar yaygınlaştırıldı.  Çocukların din eğitimine çok erken yaşta başlatılması ve imam hatip okullarına yönlenmeleri için imkânlar sağlandı. Dinsel kurum, vakıf ve derneklerin, laik okullarda faaliyette bulunmalarının yolu açıldı.

İmam Hatip Okulları klasik liselere, Anadolu liselerine alternatif konuma yükseltildi. Yurt genelinde 5 bin civarında imam-hatip okulu mevcudu hedeflendi. Çok sayıda çağdaş okul, imam-hatip okuluna dönüştürüldü. 2021 yılı itibariyle 667 000 öğrenci imam hatip okullarında eğitim görüyordu!

Son yapılan bir araştırmaya göre Türkiye Cumhuriyeti artık imam hatip okulu mezunları tarafından yönetiliyor. İçişlerinden Maliye’ye, Dışişleri’nden Milli Eğitim’e, yargıdan Emniyet’e kadar devletin kilit noktalarında imam hatip okulu ve ilahiyat mezunları bulunuyor. Valiler, kaymakamlar, subaylar, rektörler, elçiler de var. Cumhurbaşkanı ile birlikte protokolde en üst sıralarda yer alanlar da bu okullardan mezun!

***

Peki adamlar “bu kadarı da yeter yahu” deyip durdurdular mı marifetlerini? Ne gezer!… Birileri horulhorul uyuyor ya, bu adamlar da harıl harıl çalışmaya şevkle devam ediyorlar.Son marifetlerini genç bir yazarımızın, Yurdagül Uygun’un bir yazısından özetliyorum:

Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi!…

Adamların bilmem kaçıncı projesi bu…Proje (ÇEDES) kapsamında,yüzlerce ‘manevi danışman’Cumhuriyetin okullarında görevlendiriliyor.Ayrıca müftülerinbelirlediği kız ve erkek,lise ve üniversite öğrencileri de görev alacaklar. Öğrencilere ‘Değerler Kulübü’ çatısı altında ‘değerler eğitimi’ verilecekmiş!

ÇEDES Uygulama Usul ve Esasları’ndaprojenin amacı şöyle ifade ediliyor:“Öğrencilerimizin ‘Millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan ve geliştiren fertler olmalarına’, ayrıca çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı; millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerimizi kendi yaşantılarında inşa etmiş; akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetiştirilmesine katkı sağlamak.”

Projeye göre, her okuldan görevli öğretmenler arasından bir temsilci öğretmen seçilecek. Temsilci öğretmen, diyanet görevlisi ve gençlik ve spor bakanlığı temsilcisi; her yıl örnek yıllık faaliyet planı oluşturup, bu planı uygulayacaklar. Temsilci öğretmen, çalışmalarına, okulda ‘Değerler Kulübü’ kurarak başlayacak. Değerler eğitimi verilmek üzere kurulan ‘Değerler Kulübü’ne üye olacak öğrencileri yine temsilci öğretmen seçecek.

Projede diyanet personeli manevi danışmanlık ve rehberlik hizmeti veriyor. Manevi danışmanlar; vaiz ve vaize, din hizmetleri uzmanı, Kur’an kursu öğreticisi ve din görevlisinden oluşuyor. ÇEDES’te ayrıca gönüllü rehber öğrenciler de görev yapacak. Camilerde kurulan Diyanet Gençlik merkezlerinde, en az iki kız, iki erkek lise veya üniversiteli öğrencilerden oluşan rehber öğrencileri il ve ilçe müftülükleri seçecek.

Millî Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ortak yürüttüğü proje 2023 yılı itibariyle tüm okullarda başlatıldı. Projenin bugüne kadar diğer vakıflarla imzalanan protokollerden farkı ise süresinin olmaması.

Bazı okullar önümüzdeki yıl ‘cami merkezli’ çalışmaya başlayacak. Proje kapsamında bütün yıl boyunca ‘değerler’ eğitimi verilecek.Değerler eğitimi çalışmaları kapsamında; eğitim, seminer, kamp, gezi, piknik, sinema, iftar programı gibi çalışmalar yapılacak. Her yıl bahar döneminde Diyanet Gençlik Merkezlerinin ev sahipliğinde ‘Kültür Şenlikleri’ düzenlenecek. Projeye katılan öğrencilere çeşitli ödüller verilecek.

Bu zatı muhteremlerin, ‘değerler’ kavramından ve eğitiminden neyi anladıklarını ayrıca açıklamaya gerek yok, sanırım.

** *

AminMaalouf’undoğru bir sözü vardır, Orta Doğu insanları için söylemiş, diyor ki,

“Her şeye üzülen, fakat hiçbir şeyle ilgilenmeyen insanlar… Şikâyet eden birinin, bir çözüm aradığını sanırsınız. Hayır, çözüm için değil, söylenmek için şikâyet eder. Elli yıl aynı şeyi söyler, aynı gelir, aynı gider.”

Yahu, AminMaalouf, bu sözü asıl biz “Atatürkçüler” için söylemiş olmasın?

__________________________.

Kaynak: Cihan Dura, “Ufkun Ötesini Görmeyenlerin Sonu…,” Azim ve Karar, https://azimvekarar.net/ufkun-otesini-gormeyenlerin-sonu/, 24.2.2023; Yurdagül Uygun, “Okullarda ÇEDES Muamması: Amaç Ne?”https://halktv.com.tr/halktv-ozel/okullarda-cedes-muammasi-amac-ne-745718h , 9 Haziran 2023.

Azim ve Karar, 23.07.2023

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.