<a><strong>BEYİN GÖÇÜ ya da NİTELİKLİ İNSAN SERMAYESİNİ KAYBETMEK!</strong></a>
27 Nisan 2023 11:17
231
A+
A-

Mustafa Kaymakçı

Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler arifesinde yeterince üzerinde durulmayan bir konu, özellikle nitelikli eğitim almış kuşakların geleceklerini yurt dışında araması. Bana kalırsa, en önemli beka sorunlarımızdan biri; beyin göçüdür. Kimimiz yurtdışına giden insanlarımızı eleştiriyoruz, ancak yapılması gereken iş, bunun nedenleri araştırmak ve gerekli önlemleri almaktır.

Bu bağlamda ülkelerin en önemli sermayelerinden birisi, belki de birincisi, nitelikli insan gücü ya da ulusal entelektüel sermayesidir. Toplumların entelektüel sermayesi, diğer sermayelerden daha değerlidir. Nitelikli insan gücü toplumların refah ve dengeli kalkınmasını sağlar.

İkinci Paylaşım Savaşı’nda yıkıma uğrayan Almanya’nın yeniden ayağa kalkmasının nedenlerinden birisi de bu sermaye olmuştur.

Nitelikli İnsan Sermayesini Neden Önemlidir?

Nitelikli insan sermayesi, bilim-teknoloji ve inovasyon (yenilik) üretir. Ülkelerin katma değeri yüksek mal ve hizmet (ileri teknoloji) üretmeleri bu sayede olur. Türkiye’nin ihracat ve ithalat dengesinde sürekli olarak açık vermesinin temel nedenlerinden biri budur. Bir başka deyişle, katma değeri yüksek mal ve hizmette alıcı olduğumuzdan dolayı dış ödemelerimiz sürekli açık veriyor ve  borç sarmalına giriyoruz. Bu nedenle entelektüel insan sermayesin yurt dışına gitmesi, bir başka deyişle beyin göçü, gelişmenin yavaşlamasıyla fakirleşen Türkiye’de gelir dağılımının giderek bozulması demektir.

Beyin Göçü ve Akışı nedir?

Beyin göçü, iç ve dış beyin göçü olarak ikiye ayrılabilir.

Dış beyin göçü ise iyi gelişmiş yetenekli işgücü ya da entelektüel insanların gelişmiş ülkelere akışı şeklindedir.

Dış beyin göçü akışı çeşitli şekillerde olmaktadır. Bunların başlıcaları: “Sanal Beyin Göçü”, “Gizli Beyin Göçü”, “Kalıcı ya da Kesin Beyin Göçü” ve “Beyin Değişimi”dir.

Sanal Beyin Göçü

Sanal Beyin Göçü, az gelişmiş ya da gelişmekte olan bir ülkenin nitelikli işgücünün beden olarak göç etmeksizin, yabancı gelişmiş bir ülke için kullanılması ya da kiraya verilmesidir. Sanal Beyin Göçü, kiralayan ülkeye birçok yarar sağlar.

Kiralayan ülkeler, kiralık beyinlerden en az yatırımla en yüksek verim ya da kar sağlar, nitelikli işgücüne kendi ülkesinde vereceği sosyal hizmetlerini getirisinden kurtarır. Daha ilerisi kiralanan beyinlerde ekonomik, sosyal ve kültürel bağımlılık yaratır.

Gizli Beyin Göçü

Gizli beyin göçü, göç veren -buna kısaca kök ülkelerde deniliyor- ülkelerdeki nitelikli işgücünün yabancı firmalarda çalışmasıyla ortaya çıkan bir beyin göçüdür. Gizli beyin göçü, firmalar düzeyinde olabileceği gibi, kök ülkelerin üniversitelerdeki öğretim elemanlarının, gelişmiş ülkelerden aldıkları sözde araştırma bursları ya da ortak araştırmalarla da gerçekleşmektedir. Türkiye’de bunun önemli göstergeleri vardır. İkili antlaşmalarla sağlanan araştırmalar ya da Avrupa Birliği’nden karşılandığı sanılan kaynaklarla yapılan araştırmalarla gizli beyin göçü doruk noktasına gelmektedir. Bunların yanı sıra, ortaya çıkan bir başka beyin gücü de, “Citation Indeks” kapsamımda yurtdışı dergilerle yapılmakta olan yayınlarla olmaktadır. Her yıl on bin civarında yayın, yurtdışı dergilere gönderilmektedir. Bunun birçok olumsuzlukları vardır. Araştırıcılara yüklediği maliyetlerin dışında, evrensel bilime katkı yapmaya çalışılırken (!) asıl hak sahibi ulusal unsurlar bu çalışmalardan yararlanamamaktadır. Bu araştırmaların, halktan toplanan vergilerle yapılmakta olduğu göz önüne alınmamaktadır. Bunun başka bir adı da “Bilimsel Taşeronluk“tur.

Kalıcı ya da Kesin Beyin Göçü

Gelişmekte olan ülkelerdeki nitelikli işgücünün, ya da özellikle lisansüstü düzeyinde eğitim-öğretim için gelişmiş ülkelere gidenlerin kariyerlerini tamamladıktan sonra yurtlarına dönmeyerek orada kalıcı olmaları şeklindeki beyin göçü, kalıcı beyin göçü olarak adlandırılır.

Yenilenirse “Türkiye’nin nitelikli insan sermayesini kaybetmek” lüksü yoktur. Özellikle dış beyin göçü akışını dikkate almak ve akışı önlemek yaşamsal bir konudur. Aksi durumda dış borç sarmalından kurtulamayız, giderek fakirleşmemizin yanında gelir dağılımında dengesizlik giderek artar ve bunun sonucunda üçüncü sınıf bir devlet olmaya doğru olumsuz bir yönelişi durdurmak olası değildir.

Şu söylenebilir;”Ekonomik kaynaklarımızı yanlış kullanırsak, birkaç yıl içerisinde telafisini yapabiliriz. Ancak insan sermayemizi kaybedersek, geleceğimizi kaybederiz”

İzleyen yazımda beyin göçünün nedenleri üzerinde duracağım.

Azim ve Karar, 27 Nisan 2023

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.