Site Rengi

YALIM ERALP VE EGE CANSEN’İN AÇIKLAMALARI GERÇEKLERİ YANSITMIYOR !…

18.06.2022
248
A+
A-

Ümit Yalım

Emekli Büyükelçi Yalım Eralp’ın Ege adaları konusunda yaptığı açıklamalar kamuoyunda büyük rahatsızlık yarattı. Eralp, “Adalar Yunanistan’ındır. Türkiye bunu yıllarca kabul etmiştir. Egemenliği şartlı verilmiştir deniyor. Böyle bir şey yok. Üç milin dışındaki Akdeniz(Ege) adaları Yunanistan’ındır. Lozan, beğenelim, beğenmeyelim, bu adaları Yunanistan’a vermiştir. Bunu sorgulamak Türkiye’yi mütecaviz durumuna düşürür” dedi. Gazeteci Ege Cansen’in bugün (16 Haziran 2022) Sözcü Gazetesi’nde yayınlanan ve Eralp’i destekleyen köşe yazısının bağlantısı aşağıda sunulmuş olup gerek Eralp gerekse Cansen’in açıklamaları tarihi ve coğrafi gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/ege-cansen/ege-adalari-7195980/

     Öncelikle belirtelim; Türkiye’nin Ege’de 3 milin ötesinde egemenlik hakkı vardır. Yunanistan’a, Taşoz-Ahikerya arasında bulunan toplam 9 adanın egemenliği değil sadece kullanma hakkı verilmiştir. Anılan adaların mülkiyeti ve egemenliği ile deniz yetki alanları ve hava sahası Türkiye’ye aittir. 1947 Paris Antlaşması, Lozan Antlaşması’nın 15. Maddesini şekil ve esas bakımından ihlal ettiği için Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’ne göre Yunanistan’ın Onikiada üzerinde egemenlik hakkı yoktur.Girit Adası’nın dörtte üçü Türkiye’ye aittir.Konu ile ilgili açıklamalarım “Türkiye Batıyor mu?” adlı kitabın 35-62. sayfaları arasında “Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki Türk- Yunan Sorunları” başlığı ve belgeleri ile yayınlanmıştır.Kitaptaki akademik makaleler Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan tarafından derlenmiştir.

Bu yazıda, Ege’de 3 milin ötesindeki egemenlik haklarımız ile Ege’de işgal edilen adalarımız hakkında özet bilgi vereceğim. Eralp, Cansen ve adalar hakkında gerçekleri öğrenmek isteyenler “Türkiye Batıyor mu? Kitabının 35-62. Sayfaları arasında yayınlanan makalemi okuyabilirler.

1923 LOZAN ANTLAŞMASI MADDE 6, 12 VE 16’YA GÖRE ÜÇ MİL VE ÖTESİ

Türkiye’nin Ege’de 3 milin ötesinde egemenlik hakkı yoktur” tezi Yunan tezidir ve bilimsel dayanağı yoktur. CHP Genel Merkezi’nde, 02 Haziran 2016’da, Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi Loukakis ve Büyükelçilik Müsteşarı ile yaptığım görüşmede Yunan Müsteşar da aynı tezi öne sürmüştü. Kendisine gereken cevabı vermiş ve Yunanistan’ın Ege’deki Türk adalarını nasıl işgal ettiğini belgeleri ile göstermem üzerine cevap verememiş ve sessiz kalmıştı.

Lozan Antlaşması’nın 6. Maddesi’nde, “İşbu antlaşmada aksine bir hüküm olmadıkça, deniz sınırları kıyıdan üç milden az mesafede olan ada ve adacıkları içine alır”ifadesi yazılıdır.

Bu ifade genel bir ifade olup antlaşmanın imzalandığı tarihteyürürlükte olan 3 millik karasularını ifade etmektedir. Yunan tezi doğru olsaydı bu madde hem Türkiye’yi hem de Yunanistan’ı bağlar ve Ege Denizi’nin ortasında bulunan Mikonos, Santorini, Yamurgi, Kitnosv.b. birçok ada üzerinde Yunanistan’ın egemenlik hakkı olmazdı.

Lozan Antlaşması’nın 12. Maddesi’nde, “Asya kıyısından üç milden az mesafede bulunan adalar, işbu antlaşmada aksine açıklık bulunmadıkça, Türk egemenliğinde kalacaktır” ifadesi yazılıdır.

     Antlaşmanın hiçbir yerinde “Türkiye’nin 3 milin ötesinde egemenlik hakkı yoktur” ifadesi yoktur. Dolayısıyla, Lozan Antlaşması, Türkiye’nin 3 milin ötesindeki egemenlik haklarını yok saymaz.

Lozan Antlaşması’nın 16. Maddesi’nde de, “Türkiye, üzerlerinde kendi egemenlik hakkı tanınmış olan adalardan başka adalar üzerinde – ki bu toprak ve adaların geleceği ilgililer tarafından karara bağlanmış veya bağlanacaktır – her ne nitelikte olursa olsun sahip olduğu bütün haklarından ve dayanaklarından vazgeçtiğini bildirir” ifadesi yazılıdır.

Ali Kurumahmut ve Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren tarafından yazılan ve 1998’de yayınlanan Ege’de Temel Sorun adlı kitabın 104. Sayfasında, “Md. 16/1’in son tümcesi de Türkiye’nin sahillerinden itibaren üç milin dışında kalan bütün ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki egemenlik haklarından vazgeçmediğini göstermektedir.” ifadesine yer verilmiştir.

Türkiye, Lozan Antlaşması’nın 16. Maddesi ile 3 milin ötesindeki egemenlik haklarını saklı tutmuş ve 04 Ocak 1932 Türk-İtalyan Sözleşmesi ile 3 milin ötesindeki egemenlik haklarını bütün dünyaya bildirmiştir.

04 Ocak 1932 Türk-İtalyan Sözleşmesinde belirtilen ve 1933’te Milletler Cemiyeti tarafından Türkiye’ye ait olduğu tescil edilen Aydın Marathi Adası’nın sahillerimize olan mesafesi 22 deniz milidir.

     1996 Kardak Krizi’nde Türkiye’ye ait olduğu bildirilen Doğu Kardak Kayalığı 3,6 mil, Batı Kardak Kayalığı 3,8 mil mesafededir.

     1999’da Yunanistan ile krize neden olan ve Ecevit Hükümeti tarafından Türkiye’ye ait olduğu bildirilen Muğla PlatiKayalığı’nın sahillerimize olan mesafesi 8 mildir. Mevcut durum itibarıyla Marathi Adası ve Plati Kayalığı Yunan işgali altındadır.

20 TÜRK ADASI VE 2 TÜRK KAYALIĞI YUNAN İŞGALİ ALTINDADIR !…

     Türkiye’ye ait adalarda, 90’lı yılların ortalarından itibaren iskâna açma çalışmaları yapan Yunanistan, 2004 yılı Ekim ve Kasım aylarında asker çıkararak adalarımızı fiilen işgal etmiştir. Misâk-ı Milli ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan 20 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı 2004 yılından beri Yunan işgali altındadır. İzmir, Aydın ve Muğla il sınırları içinde bulunan vatan topraklarında,  Yunan bayrağı dalgalanıyor ve Yunan askerleri elini kolunu sallayarak dolaşıyor.

     Türk Tarih Kurumu ve Deniz Kuvvetleri haritası ile Karayolları Haritası’nda, Yunan işgali altında olan adaların Türkiye’ye ait olduğu açıkça gösterilmiştir.

     Ayrıca, 1939 tarihli İngiliz Haritası ile 1957 tarihli ABD Haritası’nda, Yunanistan’ın işgal ettiği adaların Onikiada deniz sınırlarının dışında ve Türk egemenliğinde olduğu açıkça gösterilmiştir.

     1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile Yunanistan’a verilmeyen adalar, hem milli haritalarda hem de Lozan Antlaşması’na taraf olan İngiltere ve Paris Antlaşması’na taraf olan ABD tarafından yayınlanan haritalarda Türkiye’ye ait olduğu açıkça gösterilirken, 3 milin dışındaki adalar Yunanistan’a aittir demek tam bir akıl tutulmasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklarına ve Vatan topraklarına sahip çıkmak milli bir görevdir.

Azim ve Karar, 18.06.2022.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.