SOL BLOK İPİ GÖĞÜSLEMİŞ…

SOL BLOK İPİ GÖĞÜSLEMİŞ…
1 Temmuz 2024 09:05
107
A+
A-

Ceyhun Balcı

Hafta sonunda Türk Tabipleri Birliği’nin seçimli olağan genel kurulu vardı.

Seçim sonucu izleyen tümceyle duyurulunca yazmak kaçınılmaz oldu.

“Sol blok ipi göğüsledi!”

Düne kadar birlikte olanlar neden ayrılır gibi yapmışlardı?

Ya da birkaç aydır sergilenen sözde ayrılık tiyatrosu nedendi?

İşin içinde olmayanların ve dolayısı ile de basının bu gibi önemli ayrıntıları sorgulamasını beklemek gerçekçi olmaz.

Sol ya da solcu kime denir diye sormaktansa olgulara değinerek sonuca gidelim.

2008-2016 yılları arasında yapılan tüm TTB genel kurullarına birkaçı dışında katıldığımı anımsıyorum.

Kendilerini solcu sayanların hem bu genel kurullarda hem de başkaca ortamlarda sergilediklerinden örneklere bakalım.

  • “Anadilde sağlık” ve “insan hakları” kisvesi ardına saklanarak emperyalist güdümlü etnikçi-bölücü siyasete hizmet sunmak solculuk mudur? Antiemperyalist duruşu her şeyin önüne koymak ve emperyalizme hizmet vermek bir yana, emperyalizmin kararlı karşıtı olmak solculuğun temel koşulu değil midir? Eğer öyleyse emperyalizme etnikçilik üzerinden hizmet etmek solcuya ve solculuğa yakışır mı?
  • Büyük kentlerimizden birinin orta yerinde “Kürdistan faşizme mezar olacak!” diye bağırmanın solla ve solculukla ilintisi nedir? Bölgemizin ve ülkemizin haritasını değiştirmeye kararlı emperyalizmin Kürdistan devletini kurma kararlılığı ortadayken, bu uğurda yanı başımızdaki ayrılıkçı terör örgütüne silah yardımı yaptığını sağır sultan duymuşken solcuya düşen görev emperyal yancılığı yapmak mıdır?
  • Son genel kurulda birleşmezden önce iki “sol!” listeden birinde adı yer alan birisi bundan 10 yılı aşkın süre önce Güneydoğuda var olduğu ileri sürülen toplu mezarlarda kemik arayıcılığına bile girişmişti. Elbette, ortada toplu mezar(lar) yoktu. O günlerin (s)açılım ortamında esintiye uygun duruş içinde olmanın ötesinde anlamı yoktu bu yaptığının.
  • Hekimlerin dağları aşan sorunları ve toplumun sağlık hakkına ilişkin sorunlar yokmuş ya da çözülmüş gibi davranarak üzerine görev olmayan sayısız işe zaman ayıran, emek harcayan TTB yönetimlerinin bu duruşuna son olarak önceki Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın “Türk ordusunu kimyasal silah kullanmakla” suçlayan sözleri tuz biber ekmiştir. Emperyalizmin silahlandırarak ülkemizin ve diğer bölge ülkelerinin üzerine saldığı bölücü terör örgütüne dolaylı yoldan yardım anlamı taşıyan bu sözlerin solla ve solculukla ilişkilendirilmesi akıl ve ruh sağlığı yerindeliğinin denetlenmesini gerektirmez mi? Değişen dünyada solculuk da değişim, dönüşüm gösterip emperyal egemenliğe dayanak oldu da haberimiz mi olmadı?

Yazının sınırlarını zorlamamak bakımından birkaç örnekle yetindim. TTB genel kurullarının birinde “Kobani Devrimini selâmlayalım mı?” sorusu çevresinde gelişen tartışmalar olduğunu anımsadım sözlerime son vermek üzereyken.

Türk yazın ve düşün dünyasının önemli adı Attila İlhan’ı da saygıyla anarak “Hangi Sol?” diye sorma görevini yerine getirerek…

Sözde ayrılık tiyatrosuyla TTB’ye ilgisi sınırlı sayıdaki hekim kitlesini avlayanlar TTB Genel Kurulunda seçimi “birleşerek” kazandı. Buradan da bir destan çıkartacaklardır. Yönetimi iktidar yanlılarına bırakmama başarısıyla gururlanacaklardır.

Bu utanç tablosunun oluşumunda aralarında benim de bulunduğum hekimlerin sorumluluğu yadsınamaz.

Tıbbiyeli Hikmetlerin yolunu anımsayalım…

Hekimliğin onurunu yine hekimlerin azim ve kararı kurtaracaktır diyelim.

Geçtiğimiz günlerde 105. Yaşını kutladığımız Amasya Genelgesine göndermede bulunarak…

İpi göğüsleyen solu anlatabildiğimi umarak.

Azim ve Karar, 01.07.2024