Site Rengi

UMUDU YOK ETMEK

<strong>UMUDU YOK ETMEK</strong>
09.04.2023
992
A+
A-

Suay Karaman

AKP genel başkanı Tayyip Erdoğan, erken seçim kararını TBMM yerine kendisi aldığı için Anayasanın 116. maddesine göre üçüncü dönem engeli nedeniyle cumhurbaşkanı adayı olamaz. Bu konuda yapılan itirazları Yüksek Seçim Kurulu kabul etmemiş ve hukuksuzluğu onaylamıştır. Zaten tek adam rejiminde Tayyip Erdoğan’ın atadığı bir kuruldan hukuka uygun karar beklemek yanlıştır.

Anayasanın açıkça ihlal edilmesi karşısında yapılacak bu seçimden umut beklemek gerçekçi olmaz. Özellikle CHP’nin anayasa ihlaline ses çıkarmaması, tepki vermemesi ilginçtir. Hukuk devletinde ‘mağdur ederiz’ diyerek hukuku uygulamamak olmaz, zaten bizim bu duruma ‘anayasa bir kere delinirse bir şey olmaz’ anlayışı ile geldiğimiz unutulmamalıdır. Demokrasi katledilirken seçimlere katılacaksınız, sonra ülkeye demokrasi getireceğinizi söyleyeceksiniz.

Millet ittifakı, Muharrem İnce’nin aday olmaması için uğraş verdi, CHP genel başkanı Muharrem İnce ile görüştü ama sonuç alınamadı; yedi gün sonra, görüşme öncesinde ve sonrasında teklif yapıldığı söylendi. Ancak Muharrem İnce, kendisine bir teklifte bulunulmadığını belirtti. Hâlbuki Muharrem İnce’ye milletvekilliği, bakanlık ya da cumhurbaşkanı yardımcılığı önerisi yapılabilirdi. Oy oranları bindelerle açıklanan, laiklik karşıtı partilere milletvekilliği ve bakanlık verilirken, cumhurbaşkanı yardımcılığı teklif edilirken, Muharrem İnce’ye teklif yapmamak iyi niyetle açıklanamaz. Zaten o küçük dört partinin Millet ittifakında olması da başından beri yanlıştı. AKP’den ayrılanları alırken, CHP’den ayrılanları dışlamak, ilkesizliğin kendisidir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun çelişkili sözleri, davranışları ve laikliğe bakış açısı bellidir. Kendi partisinde demokrasiyi ortadan kaldıran birinin, ülkeye demokrasi getireceğini söylemesi hayalin de ötesindedir. Kılıçdaroğlu, Ali Babacan için “yüce divanda yargılanacak” demişti, şimdi en yakınında. “Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırdılar, vatan toprağını terk ettiler” dediği ve Suriyelileri ülkeye sokan, ömrü CHP zihniyetiyle mücadele içinde geçen Ahmet Davutoğlu en güvenilir ortak. Sivas’ta Madımak katliamının baş aktörlerinden Temel Karamollaoğlu, demokrat oldu. Demokrat Partinin Said Nursi hayranı olan genel başkanı da en seçkin ortak oldu. Ben Muharrem İnce hakkında en başından beri olumsuz düşünenlerdenim. Ancak oy oranı olmayan bu kişilere bakınca, Muharrem İnce için yapılan yergiler ve hakaretler düşündürücüdür. Saadet Partisi, Deva Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti cumhuriyetle, cumhuriyet devrimiyle kavgalı ve laikliği benimsemiyor ama Memleket Partisi itiliyor. Geldiğimiz noktada siyasetin kirlenmişliği ve tıkanmışlığı gözler önüne seriliyor; kimin kiminle ortak olduğu, kimin eli kimin cebinde belli değil. Bu ortamda yapılacak seçimler sonucunda ülkemizin sorunlarının çözüleceğine inanmak olanaksızdır. Ortada büyük bir proje vardır, verilen görevler yerine getirilmektedir.

Kemal Kılıçdaroğlu “parti başkanları Cumhurbaşkanı adayı olmamalı, Cumhurbaşkanı tarafsız olmalı” demişti, “kaybedersem giderim” demişti gitmedi, iktidara geldiklerinde “Yerel Yönetimlere Özerklik Şartı”ndaki çekinceleri kaldıracaklarını söyledi ve her yaptığını seçmen kabul etti. “Kemal Kılıçdaroğlu kaybederse, Muharrem İnce bunun hesabını veremez” diyenlere şunu sormak gerekir: Kemal Kılıçdaroğlu bunca seçim kaybetti, laikliğin yok edilmesine onay verdi. Bunların hesabını verebildi mi? Yaptığı bütün yanlışlıklara, tutarsızlıklara karşın şimdi nasıl ve neden aday oldu? Niçin 2014 yılında Ekmeleddin yerine, 2018 yılında da İnce yerine kendisi aday olmadı?

Cumhurbaşkanlığına aday olan Kemal Kılıçdaroğlu için sosyal medyada “ikinci Kemal”  sloganları üretildi. Yani Kılıçdaroğlu, Atatürk’le ilişkilendirilmektedir. Türkiye’de Atatürk’le ilişkilendirilebilecek hiçbir kimse çıkmadı ve çıkması da mümkün gözükmemektedir. Laikliği umursamayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Mustafa Kemal Atatürk ile hiçbir ilgisi olamaz. Bir siyasi hareketi desteklemek, onun başındaki kişiye övgülerde bulunmayı, kutsallaştırmayı gerektirmez. Fikir için mücadele etmekle, bir siyasi parti genel başkanına tarikat şeyhi gibi davranmak arasında büyük fark olduğunu anlamalıyız.

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 20 Mart 2023 tarihinde destek için HDP’yi ziyaret etti, Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile görüştü. 12 Mart 2023 tarihinde, görüşmeden önce terör örgütünün ‘Nupel’ adlı yayın organından Fırat Aydınkaya, “Kemal Kılıçdaroğlu’na Açık Mektup” yazdı. (https://www.nupel.tv/firat-aydinkaya-kemal-kilicdarogluna-acik-mektup-268285.html)

HDP ile görüşme öncesi PKK terör örgütü adına Kemal Kılıçdaroğlu’na yazılan yukarıdaki mektup okununca, Kemal Kılıçdaroğlu’nun görüşme sonrası, “bilinmeyen dil, kayyım ataması ve sorunun meclis’te çözülmesinden” söz etmesi ile birleştirildiğinde, içeride mektuptaki taleplerin görüşüldüğü ve kabul edilebilir bulunduğunu anlaşılmaktadır. Görüşme sonunda HDP’lilerin yaptığı açıklamalar kaygı vericiydi. Bebek katiline tecritin kaldırılması, federasyon istemi, ayrı bayrak istemi gibi bilinen bölücü söylemler yinelendi. HDP milletvekili Sırrı Sakık daha da ileriye gidip, “yüz yıllık cumhuriyeti değiştireceğiz” dedi. HDP, aynı HDP; bunları demokrasi havarisi sanan yüzeyseller ise ne yaptıklarının farkında değiller.

Eğer CHP gerçek anlamda köklerinin devamı olsaydı, bugünkü sorunlarımızın çoğu, çözüme kavuşmuş olurdu. Ancak işgal altındaki yeni CHP yönetimi, köklerine ihanet etmektedir. Açıklanan milletvekili listelerinde de büyük yanlışlıklar olduğu görülecektir. Anayasa açıkça çiğnenirken özellikle CHP’den ses çıkmaması düşündürücüdür. Anayasa çiğnendiğinde yapacak bir şey olmadığını söyleyen muhalefete, muhalefet denemez. Yüksek Seçim Kurulu, seçim sonuçlarını da kılıfına uydurarak gerekçe göstermeden Tayyip Erdoğan kazandı derse, CHP yönetiminin yapacağı bir şey kalmayacaktır.

20 yılı aşkın süredir ülkemizde adalet yok ki, yapılacak seçim adil olsun. Bütün Türkiye ve özellikle CHP, Tayyip Erdoğan’a aday olamazsın diyemedi; bu durumda bu seçimden doğru sonuç beklemek, boş bir umuttur. Tayyip Erdoğan’ın ve iktidarının kesinlikle gitmesi gerekir ancak bunlar gitsin de kim gelirse gelsin demek yanlıştır: Sorosçusu, bölücüsü, dincisi, Fetöcüsü, ikinci cumhuriyetçisi, Atatürk düşmanları ve benzerleri girerse, gerek parlamentodan, gerek Atatürk’ün partisinden geriye ne kalacağını da iyi düşünmeliyiz. Listelere bakarak, oylarımızı bilinçli bir şekilde kullanmalıyız.

Azim ve Karar, 10 Nisan 2023.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.