Site Rengi

<a><strong>ALO, TARIM MÜDÜRLÜĞÜ, NE KADAR NEYİ YİYELİM?</strong></a>
10.01.2023
75
A+
A-

Mustafa Kaymakçı

Geçtiğimiz yılın son ayında tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın verdiği habere göre, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca hazırlanan “Tarım Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı”nın  son aşamaya gelindiği bildirilmektedir(*)

Taslağa göre çiftçiler, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan kimi ürün ve ürün gruplarının üretimi için izin almak zorunda kalacaklarmış.

Çiftçinin ne üreteceğine bakanlık karar verecek, izin almayanlar uyarılacak, üretime devam ederlerse destek verilmeyecek  ve idari para cezası uygulanacakmış. Tarımsal desteklemeler Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS)’ne göre değil, bakanlığın belirlediği kayıt sistemlerine göre ödenecekmiş. Üst üste iki yıl ekilmeyen tarım arazileri  de bakanlık tarafından öncelikle bulunduğu yerde ikamet edenlere  ya da sivil toplum kuruluşları ile meslek odalarına kiralanacakmış.

Bu konuda,Prof.Dr.Tayfun Özkaya, “Tarım ve Orman Bakanlığı Çiftçilere Direktif Mi Verecek?”adlı  bir yazıyı kaleme almış ve  yasa taslağını eleştirmiş. Özkaya,sonuç olarak şunları yazmış:

Bu taslakta öngörülen yaptırımların ve devlet müdahalelerinin anayasaya da aykırı olduğu, çiftçilerin özgürlüklerini kısıtladığı çok açık bir şekilde söylenebilir.

Taktik olarak birkaç yılı kapsayacak şekilde kimyasal gübre, mazot, kesif yem gibi belli başlı bütün tarımsal girdilerin vergilerin indirilmesi ve doğrudan destelenmesi, kamunun üretim ve dağıtıma girmesi gibi yöntemlerle fiyatlarının düşürülmesi gerekiyor. Ayrıca çiftçi eline geçen ürün fiyatlarının da doğrudan destekleme alımları yapılması ve kooperatifleri güçlendirilmesi ile yükseltilmesi sağlanmalıdır. O takdirde boş olan arazilerin önemli bir kısmının ekilmesi beklenebilir.

Stratejik olarak ise endüstriyel girdilere (kimyasal gübre, mazot, tarım ilaçları, kesif yem vb.) dayanan tarım sisteminin artık ülke ve dünya için sonuna geldiğimizin kabul edilmesidir. Bu nedenle bugünden başlayarak agroekolojik tarımın güçlendirilmesi gerekiyor. Dünyada birçok ülkede agroekolojiyi geliştirmek için önemli adımlar atılıyor. Tarım ve Orman Bakanlığımızda bu konuda yapılanlar yok düzeyinde. Ekolojik yaklaşımları kullanarak endüstriyel girdilerden vazgeçmek mümkündür. Çoklu tarım (polikültür), ara ürünler, hayvancılığın bitkisel üretimle entegrasyonu, yeşil gübreler, malçlar gibi uygulamaların hızla yaygınlaştırılması gerekiyor.

….Ağırlığın hızla agroekolojik tarıma verilerek bu girdilere verilen destek giderek sıfırlanmalıdır. Tarımsal kooperatiflerin, tüketim kooperatiflerinin, gıda gruplarının, ekolojik köylü pazarlarının desteklenmesi, gıda egemenliğine önem verilerek hepimiz için yararlı olacak tarım politikalarının uygulanması kaçınılmaz olacaktır.”

Özkaya’nın tespit ve önermelerine katılıyorum.

Ben de şunları eklemek istiyorum:

Türkiye’de tarımın içinde yaşadığı açmazın, dışsal ve içsel iki temel nedeni var.

Dışsal nedeni ,1980’li yıllara değin tarım ürünleri ithalatçısı olan Batı’nın, ARGE ile geliştirdikleri yeni  teknolojiler ve olağanüstü destekler aracılığıyla tarımda da gereksinimlerin çok üstünde tarımsal ürün ve girdi stoklarına ulaşması ve de  stokların eritilmesinin  ise üçüncü dünya ülkelerine pazarlanmasının yaşamsal bir zorunluluk durumuna gelmesinden kaynaklanmakta. Bu amaca yönelik olarak  Batı tarafından pirinç, buğday ve mısır  gibi tarımsal  ürün  fazlalarının fiyatları ,Niyork ve Şikago borsalarında bilgisayar programlı ticaret yoluyla çevre ülkelerin altına düşürüldü, damping yapıldı.Bu  bilerek düşürülmüş fiyatlar, beyinleri yıkanmış kimilerince “Dünya Borsa Fiyatları” olarak kabul edildi.Tarım ürünler, çok ucuz fiyatlarla ihraç edildi. Çevre ülkelerinin pazarlarını ele geçirmek için de   neo-liberal politikalar, kimi zamanlar işgal dahil,her türlü zorlamalar devreye sokuldu.  Ancak bunlaryapılırken Batı,kendi iç pazarlarını korumak için her türlü önlemi aldı.

Sonuçta,az sayıda finansal kurum ve küresel büyük şirket, mal borsalarında yeri olan temel besin maddelerinin fiyatlarını, dolayısıyla yeryüzündeki milyonlarca insanın yaşam standardını belirleme iktidarına sahip oldu.    

Küresel pazar mekanizmasın bağlı olarak  çevre ülkelerinin insanları, eş zamanlı olarak yoksullaştı ve yoksullaştırılmakta.

Yapay desteklerle yaşamını sürdüren ve tekelci sermayenin bir numaralı adamı olan ABD Eski Dışişleri Bakanı Kissinger “Petrolü denetlersen ulusları, gıdayı denetlersen insanları denetlersin. Gıda silahtır ve bizim müzakere çantamızdaki araçlardan biridir.” demedi mi?

İçsel nedeni de özellikle,1980 yıllardan itibaren iç pazara dönük ithal ikamesi modeli yerine ihracata yönelik sanayileşme modelinin benimsenmesi. Bu bağlamda, fiyat denetimlerinin sözde piyasa ekonomisi, ancak  temelde tekelci oligarşisitarafından  belirlenmesine imkanlar sağlandı.Kamu kesimince üretilen temel mallarda  desteklenmelerin kaldırılması ya da azaltılması, böylece bu mallarda hatırı sayılır zamlarçekinmeden yapıldı ve de  yabancı sermayeyi özendirmek için yeni önlemler alındı.Bu arada devlet tekelindeki kimi üretim alanlarının da yerli ve yabancı özel sermayeye  açılması gerçekleştirildi.

Ancak bu uygulamalar için  tarım sektöründe de kamuoyunun beyinlerinin yıkanması gerekiyordu.Bu bağlamda “AB  ve  ABD’de Tarımda Desteklemeler Yoktur”, “Tarımsal Kitler,Diğer Kitler Gibi Karadelikdir”,  “Tarım Ürünlerinde Dünya Borsa Fiyatları Geçerli Olmalıdır”,“Ziraat Bankası Desteklemeler İle Görev Zararı Yapmaktadır”,”Desteklemeler ,Arazi Büyüklüğüne Göre- İster Eksin,İster Ekmesin- Doğrudan Gelir Desteği olarak Yapılmalıdır” ve  “Türkiye’nin Gelişmesinin Önündeki En Büyük Yapısal Engel Köylülük ve Tarımdır”tezi gibi  aldatmacalar  ileri sürüldü.

Özetle, bu konuları dikkate almaksızın, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın önermeleri  ne kadar gerçekçi  ya da sorunlara çözüm olabilir?

Özkaya’nın, “Tarım  ve Orman Bakanlığı Çiftçilere Direktif Mi Verecek?”yazısında sonra kaleme aldığı “Alo, Tarım Müdürlüğü, Ne Kadar Ekelim ?” hayal ürünü yazısına biz de bir ekleme yapalım:Alo, Tarım Müdürlüğü, Ne Kadar Neyi Yiyelim?”

(*)https://www.tarimdunyasi.net/2022/12/20/tarim-kanunu-degisiyor-ciftci-bakanliktan-izin-almadan-uretim-

Azim ve Karar, 10.01.2023

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.