Site Rengi

II. ABDÜLHAMİT VE ÇANAKKALE

24.05.2022
230
A+
A-

Ceyhun Balcı

AKP iktidarında belirli aralıklarla fitili ateşlenen tartışma gündemimizde kim bilir kaçıncı kez yer alıyor.

Kurtarıcı, kurucu ve devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün karşısına çıkartılabilen biricik kişiliğin II. Abdülhamit olması onu öne çıkartanların acınacak durumda olduğunu gösterir.

Toprak yitirdi mi sorusunun yanıtı ikilemsiz EVET’tir.

II. Abdülhamit toprak yitirme konusunda çok ayrıcalıklı bir yere sahiptir.

Toprak yitiren hemen tüm padişahlar aynı zamanda savaş da yitirmiştir. Savaş yitirenin toprak yitirmesinde şaşılacak bir durum yoktur.

II. Abdülhamit tarihe kazandığı savaşta toprak yitiren olarak geçmiştir.

Savaşın sonunda Osmanlı Atina’ya

1897’deki Osmanlı-Yunan savaşını kazanan Osmanlı onun “denge politikası” sayesinde masa başında Teselya’yı yitirmiştir. Bu acı gerçek bile onun padişahlığı hakkında yeterince bilgi verir. Bu kadarla da kalmaz kazanılan savaşın yitimle sonuçlanan antlaşması. Girit’in de elden çıkması için kocaman bir adım atılır. Girit, Osmanlı’nın atayacağı Hıristiyan bir vali tarafından yönetilecektir. Başka deyişle Girit için sonun başlangıcı olmuştur kazanılan 1897 savaşı.

II. Abdülhamit’i ayrıcalıklı (!) kılan bu kısa bilgiden sonra bir başka önemli konuya geçelim. Çok önemli ama önemiyle ters orantılı olarak göz ardı edilen olgudur.

II. Abdülhamit Birinci Dünya Savaşı’nın Çanakkale cephesinde verdiğimiz kayıplardan önemli ölçüde sorumludur.

Ne ilgisi var, o sırada Abdülhamit tahtta değildi diyenler çıkacaktır.

II. Abdülhamit, kendisinden önceki padişah Abdülaziz’in (arada V. Murat olsa da onun saltanatı kısa sürmüştür) tahttan indirilmesinden sorumlu tuttuğu Donanma’yı ve dolayısı ile denizcileri edilgenleştirmesiyle ünlüdür. İmparatorluğun donanması onun döneminde Haliç’te çürütülmüştür. Sonuç, zaten zayıflamış olan Osmanlı’nın donanmadan da yoksun kalmasıdır.

Kraliyet Armadası Lordu Earl Selbourne’nun Osmanlı donanması hakkındaki kısa ve öz nitelemesi çarpıcıdır. “(Osmanlı donanması için) Mevcut bile değil!”

Bunun üzerine eklenen İngiltere’nin parası ödenmiş iki savaş gemisi Sultan Osman ve Reşadiye’ye el koymasını eklediğimizde Çanakkale faciasını anlamamız kolaylaşacaktır.

Şimdi sormak gerek!

Osmanlı’nın bir donanması olsaydı bağlaşıklar ellerini kollarını sallayarak Çanakkale boğazı önlerine gelebilirler miydi? Böylesi bir serüvene atılabilirler miydi?

Sonuç olarak, kimilerinin yere göğe sığdıramadığı II. Abdülhamit Çanakkale’de dökülen kanlardan, yitirilen canlardan da sorumludur. Taht kaygısıyla donanmadan vazgeçmesi, imparatorluğu donanmasızlaştırması Osmanlı’ya pahalıya mal olmuştur.

Son yıllarda cüppelerinin önünü ilikleme hastalığına yakalanan kimi savcılarımız bu gibi tarihsel gerçekleri saptayanları “anıya saygısızlık” suçlamasıyla soruşturmakta ve kovuşturmaktadır. Yaptıkları zamanın ruhuna uygundur kuşkusuz.

Ama, yine de sormaktan kendimizi alamayız!

Anıya saygı tarihi sorgulayanlardan çok o saygıyı oluşturamayanların eseri değil midir?

Azim ve Karar, 24.05.2022

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.