Site Rengi

RUSSUZLAŞTIRMA

06.03.2022
239
A+
A-

Ceyhun Balcı

Ukrayna’da yaşanan bir savaştır. Birleşmiş Milletler 2. Dünya Savaşı’ndan sonra “savaş ilânını” yasakladığı için o zamandan bu yana dünyanın pek çok yerindeki savaşın savaş olarak nitelenmesinden kaçınıldı.

Buna bağlı olarak haklı ya da haksız olsun savaş acı, gözyaşı ve kan üretir. Savaşın haklılığı ya da haksızlığı da bakış açısına göre değişkenlik gösterir. Bu konu sayfalar dolusu başka birçok yazının konusu olacak denli kapsamlıdır.

Bu yazıda Ukrayna’da yaşananlardan kaynaklı akıl, vicdan ve insaf sınırlarını zorlayan bir başka konuya değinmek istedim.

Müzikten spora, sanatın hemen her dalından eğitime varıncaya dek bir dizi alanda RUSSUZLAŞTIRMA kabalığı alıp yürüdü. Bir orkestra şefinden ya da bir sporcudan ne istersiniz de yasaklarsınız? Hepsini anlarım da bir önceki yüzyılda öte dünyaya geöçmiş olan Çaykovski’nin suçu neydi diye sormaktan alabilir miyiz kendimizi?

Emperyalizm penceresinden bakarak olay anlamaya çalışalım.

Ukrayna’daki savaş başlar başlamaz Rusya’ya yönelik ekonomik ve siyasi yaptırımlara elbette şaşırmadık. Uzunca süredir dünyadaki ağırlığın doğuya kayması sonucu öne çıkan Rusya ve Çin başta olmak üzere Doğu ülkeleri emperyalizmin boy hedefiydi. Ukrayna savaşı uzunca süredir aranıp da bulunamayan bir fırsata dönüştü.

Fırsat bu fırsat deyip Rusya’ya hemen her alanda yüklenen Batı emperyalizminin az önce sıraladığımız başlıklardaki saldırgan tutumunu irdelerken yine kendilerinin içine düştüğü çelişkilerle eleştirmek doğru ve yararlı olacaktır.

Sporla ilgili olanlara tanıdık gelecektir Juan Antonio Samaranch adı. Samaranch, 1980’de seçildiği IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) başkanlığını 21 yıl sürdürdü. IOC’nin ilk başkanı ve modern olimpiyat düşüncesinin babası Baron Pierre de Coubertin’den sonra en uzun süre (29 yıl) başkanlık yapan kişi olarak tarihe geçti.

Yazı tanıtım görselinde Juan Antonio Samaranch var. Yıl 1974! Nazi selâmı vermekte sakınca görmemiş. Aynı kişi az önce de belirttiğimiz gibi IOC’nin uzun süre başkanlığını yapanların listesinde ikinci sırada.

Diğer örnek çok daha tanıdık.

Kurt Waldheim. 1972-1982 arasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olarak görev yaptı. Daha sonra Avusturya Cumhurbaşkanlığı’na da seçildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi partisinin gençlik örgütüne üye oldu. Cepheye gitti. Bu gerçek ortaya çıkınca Nazi olmadığını, çevirmenlik falan yaptığını ileri sürerek kendisini kurtarmaya çalıştı.

Nazilerin iktidardan uzaklaştırılmasından sonra Almanya’da hiçbir şey olmamış gibi konumlarını ve saygınlıklarını koruyan sayısız önemli kişiyi saymaya kalksak bu yazının sınırlarını aşar.

Sözün özü şu!

Bugün Rusya’yı saldırganlıkla suçlayıp, savaşla ilgisi olmayan ne kadar Rus varsa yaptırıma uğratan Batı emperyalizminin ikiyüzlülüğüne kanıt olarak da okunabilir bu yazı.

İki Nazi’yi insanlığın iki önemli kurumunun başına getirerek yıllarca başının üstünde taşıyanların savaşla uzaktan yakından ilintisi olmayan kişileri sırf Rus pasaportu taşıdıkları için dışlamaları hangi vicdanın ve insafın gereğidir?

Karar sizin..

Azim ve Karar, 06.03.2022

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.