Site Rengi

HAYAT PAHALILIĞININ CEHENNEM SICAKLIĞINDA İNSANIN İÇİNİ SERİNLETEN BİR YAZAR: CENGİZ AYTMATOV

16.07.2022
95
A+
A-

Mustafa Kaymakçı

Günümüz hayat pahalılığının cehennem sıcaklığında insanın içini serinleten ve insanı bize öğretmeye çalışan roman ve öykülere de gereksinme var.

Bu kapsamda, Cengiz Aytmatov’un roman ve öykülerinin öne çıktığını söylemek olası. Türk İnsanı, O’nu “Selvi Boylum, Al Yazmalım: тополёкмой в краснойкосынке” adlı romanından yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın ve senaryosunu Ali Özgentürk’ün yapmış olduğu filmiyle tanıdı. Filim, Aytmatov’un emeğe duyduğu saygıyı güzel bir şekilde öne çıkarmıştı. Filimde “Sevgi nedir?” sorusunun cevabı “Sevgi emektir.” şeklinde verilmişti.

Daha sonra kaynakçamıza “Mankurtlaşma” sözcüğünü kazandırarak girdi.

Ben de kendisini ilk kez “Toprak Ana” adlı kitabını okuyarak sevdim.

Bu sevgi, bir Kırgız öğrenciye yaramıştı. Yıllar önce üniversitemdeki odamda çalışırken bir Kırgız öğrenci gelmiş ve yanımda doktora yapma isteğinde bulunmuştu. Ben de önce Cengiz Aytmatov’la ilgili kısa bir sorgulama yaptım. Kitaplarını okuduğunu söyleyince isteğine olumlu cevap vermiş ve daha sonra O’nun aracılığıyla İzmir’e geldiği sırada Cengiz Aytmatov ile tanışma onuruna kavuşmuştum.

Geliniz Fransız şairi Louis Aragon’un “Dünyanın En Güzel Aşk Hikâyesi ” dediği yapıtın sahibi Cengiz Aytmatov’u biraz yakından tanımaya çalışalım.

Cengiz Aytmatov kimdir?

12 Aralık 1928 günü Kırgızistan’da, Manas’ın Talas Vadisi’nin Şeker Köyü’nde dünyaya geldi. Babaannesi Ayımkan Hatunun masallarını ve türkülerini dinleyerek büyüdü.

Babası Törekul Aytmatov ve amcası, Stalin’nin tüm Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ni Ruslaştırma politikalarının kurbanı oldu. 1937 yılında Türklüğü ve Türk birliğini destekledikleri için halk düşmanı ilan edildiler, önce sürgüne ve sonrada öldürüldüler.

Uzun yıllar akıbetleri konusunda bilgi alınamadı.

Cengiz Aytmatov, İkinci Paylaşım Savaşı’ndan sonra Kazakistan’a giderek Cambul Veterinerlik Teknik Okulu’nu bitirdi, daha sonra Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Tarım Enstitüsü’nde öğrenimine devam etti ve zooteknist (Hayvan Bilimcisi) olarak mezun oldu.

Aytmatov’un yapıtlarında insanı tanıması kadar doğayı; bitkileri ve hayvanların tanımasının nedeni yaptığı bu öğreniminden kaynaklanır.

Ve yazmaya başladı.

İlk kez, 1952 yılında savaş sonrası açlık ve sefalet çeken Japon çocuklarının yaşamlarını , “Gazeteci Çocuk Dzyuyo” adlı öyküsü ile anlattı.

1957 yılında, savaştan kaçan köylü İsmail’in öyküsünden yola çıkarak; “Yüz Yüze ” ve 1958 yılında Louis Aragon’un, “ Dünyanın En Güzel Aşk Hikâyesi  ” dediği “Cemile ” romanını yazdı.

1963 yılında savaşların yarattığı yıkımı ve insanların mücadelelerini, toprağın dili ve tanıklığıyla aktaran “Toprak Ana ”yı kaleme aldı.

Aytmatov, ”Toprak Ana” ’da şöyle sesleniyordu: “Saban izine bir çekirdek, bir tohum tanesi atın, size yüz katını vereyim, küçük bir fidan dikin kocaman bir çınar vereyim! Evler kurun, temel olayım! Üreyin, çoğalın, hepinize güzel bir barınak olayım! Derinim, yükseğim, büyüğüm, ucum bucağım da yok. Hepinize yeterim ben

1980 yılında ise Aytmatov,“Gün Olur Asra Bedel” de, geleneklerini korumaya çalışan insanların anıları, aşkları ve yaşamları üzerinden komünizm sonrası ortaya çıkan sosyal ve kültürel sorunları ortaya koydu.

1990 yılından itibaren de, Sovyetler Birliği ve Kırgız Cumhuriyeti’nin diplomatı oldu ve 10 Haziran 2008’de seksen yaşında sonsuzluğa uğurlandı.

Cengiz Aytmatov Neden Sevildi ve Benimsendi?

Cengiz Aytmatov’un yapıtlarında, milletinin tarihi boyunca kazandığı, sosyal, ahlaki, edebi ve kültürel maddi ve manevi zenginliklerini yansıttığı gözlemlenir.

Yerel kültüre önem ve değer verdiğini görürüz. Ancak geçmişte hatalı olduğuna inandığı ögeleri de eleştirmekten uzak durmaz.

Yapıtlarında mit ve efsaneleri özenle işlenmesi yazarın bir diğer üstünlüğüdür. Onları halkın belleği, yazılmamış tarihi olarak görür.

Milletinin savaşlardaki acılarını, kahramanlıklarını ve deneylerini yazılarına dökmüştür. Yapıtlarında kendisinin de söylediği üzere hep tipik insanı ortaya koymaya çalışmıştır.

Edebiyatın insanlar arasında ortak dünyalar oluşmasına yardım ettiğini, bu nedenle edebiyatın öneminin her geçen gün daha da artığını vurgular.

Yapıtlarında “iyimser bir gelecek” ile karşılaşırız.

İşte burada Türk Okuru ile buluşur.

Çünkü Aytmatov’un tanımladığı insanlar, Anadolu insanının da sıcaklığını, hüzünlerini ve umutlarını yansıtmıştı. Aytmatov Türk okuru ile adeta eşduyum yapmıştı.

Azim ve Karar, 16.07.2022

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.