BİR HÜKUMET KÖTÜ İSE TERK EDİLMELİDİR

BİR HÜKUMET KÖTÜ İSE TERK EDİLMELİDİR
9 Haziran 2023 16:12
208
A+
A-

Cihan Dura

Ben öğrendiğim ve düşündüğüm her iyi şeyi mutlaka uygulamışımdır.

M. K. Atatürk

Atatürk Ataname’de (2019) diyor ki:

Bir toplumun hükümet yapmaktaki gayesi, varlığını korumak ve manevi ve maddi bakımdan gönençli ve mutlu olmaktır. Toplumda insanlar bu iki şey için hükümet teşkil etmek zarureti ile karşı karşıyadır.

Hükümet toplumsal bir ihtiyacın gereğidir. Şimdi Türklerin bugüne kadar kurdukları hükümetlere bu görüş açısından bir göz atalım. Örneğin, Osmanlı Devleti ve Babıâli Hükümeti bu milletin varlığını korumuş mudur? Hayır… Milletin gönenç ve mutluluğunu elde edebilmiş midir? Sanırım ki, bunun yanıtını da vermekte çok kafa yormayacağız. Zira İzmir’den, Erzurum’a kadar Karadeniz’den Irak ve Suriye vahalarına kadar görmüş olanlar, gözlerinin tanıklığıyla ve görmemiş olanlar çok kolaylıkla öğrenebilirler ki, ülkemiz baştan sona kadar harabedir. İnsanların yaşayabileceği bir tek şehre sahip değildir. Arkadaşlar, köyler çerden çöpten, samandan yapılmış birtakım fena yerlerdir. İnsanların yaşayamayacağı yerlerdir. Öbür yandan yolumuz yoktur, bir şeyimiz yoktur. Bir de millet cahildir, yoksuldur, sefildir.

O hükümet şeklinin, o hükümet mahiyetinin verdiği sonuç budur. Milletin gönenç ve mutluluğunu temin etmeyen hükümet zararlıdır, kötüdür ve terk edilmesi lazımdır. Bir ülkede yüzü gülmeyen insanlar çoğunlukta ise, yöneticilerini değiştirmek kaçınılmaz olmuş demektir.

** *

Ahmet Haşim’in (1887-1933), bir arkadaşına Niğde’den yolladığı 3 Eylül 1917 tarihli mektup… Günümüz Türkçesi ile özetliyorum:

Bu bölgede kimler yaşıyor? Görülen harabelerin yapıcısı hangi cins yaratıktır? Bunu, köy ve kasaba diye gördüğümüz renksiz harabe yığınlarına bakıp anlamak asla mümkün olmamıştır. Anadolu köylüsünü yaratıklar sınıflandırmasında karıncalar türüne ithal etmek fikrindeyim. Sanki cehennemî bir fırın karşısından yeni ayrılmış gibi yüzleri kıpkırmızı, dudakları çatlak, elleri kuruyup siyahlaşan bu insanlar ya gıda maddesini biçmekle ya onu taşımakla ya onu savurmakla veyahut onu depolarına doğru çekip götürmekle meşguller. Tıpkı karıncalar gibi…

Ankara’da, Almanya imparatorunun Anadolu hastalıklarını tetkik etmek üzere gönderdiği bir tıp heyetinin bazı büyük rütbeli ileri gelenleriyle görüştüm. Bunlar şunu anlamışlardır ki, Anadolu Türklerinin karınları kurtlarla yüklü ve kanları bu kurtların salgıladığı parazitlerle dolu bulunuyor. Soyu, yakın bir yok olma ile tehdit eden bu hâlin sebebi neymiş bilir misin? Beslenme eksikliği… Her ne kadar garip görünse de Anadolu Türkleri henüz ekmek yapımından bile habersizler. Yedikleri mayasız bir yufkadır ki, ne olduğunu yiyenlerin midesine sormalı.

İstisnasız, taşıma araçları kağnıdır. Ellerinde esir olan öküzler ve bu türden hayvanlar için en zalim hayal gücünün bile icadından aciz kalabileceği -bununla beraber ağır, dar ve maksada elverişsiz bu âlet- hiç şüphe yok ki, taş devri keşfi ve aletlerindendir.

Anadoluluların becerikliliği ancak öküz tezeğini kullanmakta ve onu yararlanılmaya uygun bir hâle sokmak için buldukları çarelerin çeşitliliğinde görülür. Tezeğin bu adamlar nezdindeki değeri hayret vericidir. Sürüler meraya çıkarken veya akşam şehre girerken, kadın ve çocuk, gözleri bir ışık noktasına çekilmiş gibi, öküz kıçlarından bir saniye dikkatlerini ayırmayarak ve yüzlerce rakipten geri kalmak korkusuyla seri adamlarla koşarak, öküzün arkasından düşen en ufak dışkı parçasını toplamak üzere dirseklerine kadar bulaşık elleri ve hırstan gözbebekleri fırlamış gözleriyle yere kapanırlar. Anadolu’nun duvarları bu öküz pislikleriyle sıvalıdır. Yemekleri, sütleri, ekmekleri hep tezek dumanının kokusuyla ele alınmaz bir hâldedir.

Evlerine gelince, onlar da öyle: Duvarlar yontulmamış alelâde taşların, çalı çırpının, leylek yuvasında olduğu gibi, gelişigüzel dizilmesinden meydana gelmiştir. Baca nedir, bilir misin? Dibi kırık bir testi… Kızılırmak havalisinde, büsbütün ev inşasından da feragat ederek, toprağın hususi mahiyetinden yararlanarak dağları oymakla vücuda getirdikleri mağaralar içinde kuşlar gibi yaşarlar.

Anadolu, külliyen temizlikten yoksundur. En nefis bir icatları olan yoğurt bile pislik ürününden başka bir şey değildir.

Anadolu baştan başa frengilidir. Anadoluların güzelliği de bozulmuştur. Bir köy, bir kasaba veya bir şehrin kalabalığına bakılsa, şehrin kalabalığında o kadar topal, topalların o kadar çeşitlisi, o kadar cüce, kambur, kör ve çolak görülür ki, insan kendini eşyanın şeklini bozan dışbükey bir camla etrafa bakıyorum zanneder.

‘Cihan devleti’ Osmanlı’dan içler acısı bir Anadolu tablosudur bu…

 ** *

Ve M. K. Atatürk… asla konuşmakla kalmadı, doğru bildiğini mutlaka uyguladı: Osmanlı hükümeti zararlıdır, kötüdür, terk edilecektir! Tarih 29 Ekim 1923… Cumhuriyet ilan edilir. 101 pare top atışıyla bütün Türkiye’ye duyurulur. Ülkeyi harabe kılan, köyleri çerden çöpten, samandan, insanların yaşayamayacağı yerler olan, yolu, hiçbir şeyi olmayan; milleti cahil, yoksul, sefil bırakan Osmanlı devleti tarihin utanç sayfalarına terk edilir.

Azim ve Karar, 09.06.2023

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.