BİR ‘HALKI UYUTMA’ ARACI: ÇERÇEVELEME

BİR ‘HALKI UYUTMA’ ARACI: ÇERÇEVELEME
25 Ağustos 2023 13:30
220
A+
A-

Cihan Dura

Türkiye mülteci kaynıyor. Adım başında Suriyeli, nereye baksan Afgan, daha bilmem hangileri… Ülke Babil kulesine döndü. Bir ara, 3-5 milyondan söz ediliyordu. Seçimlerin ardından, bir sorumlu çıkıp rakamı 17 milyona çıkarıverdi. Neredeyse nüfusun dörtte biri!…

Bugün, Türkiye dünyada en çok mülteci barındıran ülkelerin başında geliyor. Birlik ve bütünlüğünden eser kalmadı. İktidar da muhalefet de tehlikeyi görmezden geliyor.

Yurdumuz; kim oldukları, hangi büyük güçlerin harekete geçirdiği, ne için geldikleri tam bilinmeyen, milyonları bulan yabancı yığınlarının işgali altında… Arkası da kesilmiyor, girişleri şu anda bile devam ediyor. Bu bir istila, bir tuzak, geleceğimiz için en büyük bir felaket… Neticelerini idrak etmek, ona göre önlem almak zor değildir; ancak namuslu, yurtsever, Atatürk gibi geleceği görebilen kafalar, namuslu yöneticiler gereklidir.

Demografik yapımız şimdiden çok ciddi ölçüde bozulmuş bulunuyor, daha da bozulacaktır. Suriyeli nüfusu bazı kentlerde korkutucu boyutlara ulaşmıştır. Bu hızla arttığı takdirde en çok 10 yıl içinde nüfusun çok büyük bir bölümü Suriyeli olacaktır.  Afganistanlı göçmenler sorunu da çok ciddi tehlikeler içeriyor. Millî birlik ve beraberliğin bozulmasını şiddetlendirecek,karmaşavekaos ortamı oluşmasında tetikleyici rol oynayacaktır. Kısacası, yakın bir gelecekte devletimizin temellerini sarsabilecek bir tehlike ile karşı karşıya kalabiliriz. 

Durum böylesine vahim iken, ülke yönetiminden sorumlu olan şahıs, bakın ne diyor (23 Ağustos 2023):

“Türkiye’yi mülteci akınıyla köşeye sıkıştırma çabalarını boşa çıkarıyoruz.Yılbaşından bu yana 143 bin düzensiz göçmenin ülkemize girişini engelledik.Son 2 buçuk ayda yakalanan 61 bin kaçak göçmenden 25 bini sınır dışı edildi.Kaçak olarak ülkede bulunan ve suça bulaşanları süratle sınır dışı ediyoruz.”

Bu nedir, bu nasıl bir konuşmadır? Bir yanda milyonlarca yabancı doluşmuş ülkeye, görmezden geliyor, gizliyor; diğer yanda birkaç bincik engellemeden söz ediyor, devede kulak… Çünkü işine geliyor. Ne yapıyor? Bütünü, asıl olanı göz ardı ediyor, parçayı, basit birkaç işlemi öne sürüyor. İşin aslını bilmeyen kolayca kanıyor, hükümetin görevini yerine getirdiğini sanıyor. Bu çelişki bana bir düşünme hatasını-belki düşündürme hatası demek lazım- hatırlattı. “Çerçeveleme” deniyor buna ve siyaset en çok kullanıldığı alanlarından biri…

Nasıl bir şeydir, çerçeveleme? Rolf Dobelli’nin bir kitabından* da faydalanarak açıklıyorum.

Bir şeyi söylemenin, bir şeyi sunmanın, diyelim otuz farklı şekli vardır. Her biri de karşı tarafça farklı şekilde algılanır. Tamamen aynı bir durum karşısında, o durumun sunulma şekline, örneğin nasıl bir dille ifade edildiğine göre farklı tepkiler verilir. Amacın neyse, ona göre işine geleni seçersin. Buna psikolojide çerçeveleme adı veriliyor.

Çerçevelemenin en yaygın şekillerinden biri, mevcut durumu olduğundan iyi göstermektir ki, yukarda verdiğim örnekte böyledir. Yurttaşların dikkati, bir olgu veya sorunun bütününden uzaklaştırılıp onun tek bir yanına veya sadece birkaç unsuruna çekiliyor. İnsanlar mükemmel düşünmez; eksik ve hatalı düşünür, olgu veya sorunun bütün unsurlarını bir defada hesaba katarak muhakeme edemez. Dolayısıyla sorunun bütünü gizlenmiş oluyor. Sadece birkaç unsur öne sürülerek, insanların dikkati saptırılıp sadece bu birkaç unsur üzerinde düşünmesi ve buna göre hüküm vermesi sağlanıyor. Çerçeveleme yapan, örneğin siyasetçi böylece amacına ulaşmış oluyor.

Eğer siyasetçi dürüst davransa şöyle derdi: “Ülkemize 17 milyon mülteci aldık. Bu yıl ancak şu kadarını geri gönderdik. Durumumuz böyledir.” Siyasetçilerin tamamına yakını yalnızca günü düşünür. Olup bitene kendisi ve partisinin çıkarları açısından bakar. Milletin çıkarları ikinci, üçüncü planda gelir. Kendi çıkarlarını gerçekleştirmek için her yola başvurur, her türlü aracı kullanırlar. Biri de işte budur, ‘çerçeveleme’dir.

Politikada çerçeveleme, hakikati halktan gizlemenin en etkili araçlarından biridir. Halkın eğitim ve kültür düzeyi ne kadar düşükse o kadar “iyi” sonuç verir. Türkiye gibi eğitimi geri ve zayıf bırakılmış ülkelerde politikacıların gözdesi, vazgeçilmezidir. Görev “aydın’lara, okumuşlara düşer. Ancak, ne yazık ki, onlar da iyi yetişmemiştir, çıkarcıdır, ürkektir; sorumluluk duyguları hayli zayıftır.

___________________________.

*Rolf Dobelli, Hatasız Düşünme Sanatı, NTV Yayınları, İst., 2013.

Azim ve Karar, 25.08.2023

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.