wp menus'den En Üst Menünüzü Seçin
Envato ad
Envato ad

ÇİFTÇİLERİN BORÇ FAİZLERİ SİLİNSİN !

Gıdaya erişim,kentlerdeki emeği ile geçinler için giderek zorlaşıyor. Pazar ya da marketlere gıda fiyatlarındaki fahiş zamlardan  olumsuz olarak etkileniyorlar. Bir tarım ürünü, tarladan alındığı fiyatın yüzde 100 zamla markette satılıyor.

Tüketicilerin durumu böyle iken  çiftçilerin durumu ne?

Fiyat artışlarında üreticinin  kârı var mı?

Çiftçi, ürününü çoğunlukla mal  oluşundan daha düşük fiyata  satmak zorunda kalıyor. Çünkü çiftçi, aracı tüccarların ya da büyük marketlerin insafına bırakılmış durumda .

Çiftçi para kazanamadığı için  tarımı bırakıyor.

Tarım alanlarının azalmasıyla birlikte tarımda çalışan insan sayısının düşüş olmuş. Son 17 yılda tarım sektöründe 2 milyon 361 bin kişi çiftçiliği bırakmış.

Bu durum, insanların şehirlere akımını hızlandırmış. Ancak şehirlerde sanayi ve hizmet sektörlerdeki büyüme hızı yeterli olmadığı için tarımdaki göç, var olan işsizlik oranının daha da artmasına neden olmuş,ortaya çıkan  yoksulluk  sadaka ekonomisini yaratmış.

Sonuçta tarım ürünleri üretimi düşmüş durumda. Kimileri tv kanallarında toplam üretime bakarak tarımsal üretimde dünya sıralamasında çok iyi yerlerde olduğumuzu söylüyor.

Doğru karşılaştırmanın nüfusa göre yapılması gerektiğini dile getirmiyorlar.

Nüfus başına üretim artmadığı için iç pazar fiyatlarını terbiye etmek için ithalat çözüm yolu gözükmüş.İthalat patlama yapmış.2003-2019 döneminde Türkiye’nin tarım ihracatının 77,6 milyar dolar,ithalatın  ise 104,6 milyar dolar ödeme yapıldığı bildiriliyor.

Peki zor koşullarda bile tarımı sürdürmek isteyen çiftçiler ne alemde?

Çiftçiler borç tuzağında

Ziraat Mühendisler Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez, “Öz sermayesi yetersiz olan çiftçi, uzun yıllardır uygulanan yanlış tarım politikaları sonucu, bugün dışarıdan kredi kullanamazsa üretim yapamayacak duruma geldi.Çiftçinin bankalar dışında kooperatifler ve özel sektöre olan toplam borcu 180 milyar TL’ye ulaştı. Çiftçilerimizin 128 milyar TL krediye karşılık 200-225 milyar TL civarında teminat göstermesi sonucu traktörü,  hayvanı, evi, arsası üzerine ipotek konulduşeklinde açıklama yapıyor.

Kısa dönemde çözüm ne?

Çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası borçlarının yeniden yapılandırılması ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmediği konusunda açıklama yapan Suiçmez şunları da söylüyor:  “Tarım Kredi Kooperatifleri, bankaların üzerinde faiz ile kredi verip, mazot dahil temel girdileri daha pahalıya satıyor. Pandemi sürecinde yeterli desteği zamanında alamayan, sürekli artan üretim maliyetlerini karşılayamayan çiftçimizin, ipotekli malları üzerinde Tarım Kredi Kooperatifleri haciz işlemine başladı. Kısa dönemli faiz ertelemelerinin ya da haciz işlemlerinin 3 ay ertelenmesi çiftçinin borç batağında yaşadığı kısırdöngüyü aşabilmesi için yeterli olmaz. Çözüm, özellikle takipteki çiftçi borçlarının derhal yapılandırılması, borç faizlerinin silinmesi, aldığı yıl koşulları üzerinden ana para ödemelerinin 5 yıla kadar ötelenmesidir.

Benzer açıklamalar Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar da yapmış durumda.

Bayraktar, “…Takipden çıkan borçlar ödenmiş gibi gözüküyor.Hakbuki borç ödenmemiştir.Çiftçimizin üretimden elde ettiği gelir dikkate alduğımızda,yüksek faizle yapılandırılan bu borçların geri ödenmesi mümkün değildir.Çiftçinin borçları,faizsiz olarak uzun vadeye yaygınlaştırılmalıdır.” demekte.

Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Başkanı Hüseyin Demirtaş   da yaptığı açıklamada  yukarıda değindiğimiz konuya dikkati çekmiş.

Demirtaş  şöyle diyor:“Yeterli kazanç sağlayamayan çiftçi üretimden çekiliyor. Bu, tarım ürünlerinin fiyatını artıran bir sorun. Bu kez ürün ucuzlasın diye ithalat yapılıyor. Bu da fiyatları aşağı çekemeyince gümrük vergileri sıfırlanıyor. Bu durum karşısında ithal ürünle rekabet edemeyen üreticilerin üretimden çekilmesi hızlanıyor ve döngü böyle devam edip gidiyor. Çiftçi, aracı tüccarların ya da büyük marketlerin insafına bırakıldı.”

Yazıyı bitirirken aklıma, dünya halklarının dostu(!) olan iki Sam Amcamızın sözleri geldi.

Birİsi:H. Kissinger adıyla maruf ABD Eski Dışişleri Bakanı’nın  “Petrolü denetlersen ulusları, gıdayı denetlersen insanları denetlersin. Gıda silahtır ve bizim müzakere çantamızdaki araçlardan biridir.”sözü.Diğeri ise Irak’taki ABD İşgal Kuvvetleri Komutanı P. Bremer’in sözü:“Bizim GD tohumlarımızı alın ya da ölün.” Kimileri çiftçi borçlarını silinmesi ile bu sözlerin ne ilgisi var diyebilir. Sizi bilmem ama “ilgisi var” gibime geliyor. Anımsatmak isterim.

 (*)Son 10 yılda  tarım girdilerinde yüksek düzeyde artış var.Örneğin; mazottaki fiyat artışın yüzde 216, gübrelerden ürede yüzde 292 .

Azim ve Karar, 10 Ocak 2021

Yazar Hakkında

Benzer yazılar