wp menus'den En Üst Menünüzü Seçin
Envato ad
Envato ad

ATATÜRKÇÜ ÖĞRETİ’DE DEVLET YÖNETİMİ-2

Cihan Dura

M. K. Atatürk’ün devlet yönetiminde öngördüğü esasları sunmaya devam ediyorum. Burada değineceğim esasları şöyle sıralayabilirim: Kuvvetin millete ait olması, özgürlük koşulu, şiddetin ve kişiselliğin reddi, kuvvetli olmak, yalnız halkın gönenci için çalışmak, milletin denetimi. Değineceğim diğer önemli esaslar ise şunlardır: Namuslu idare, ekonomiye öncelik, kültür ordusu ve dünyada barış.

● Atatürk diyor ki: Devlet yönetiminde kabul ettiğimiz esas “kuvvet birdir, o milletindir” esasıdır. Biz halkımızı yönetimle yakından ilgilendirecek olan, yani idareyi doğrudan doğruya halkın eline verecek bir yönetim kurduk. Bu, iki bakımdan gerekliydi: Bir, ulusal egemenliğin hakiki olarak temsil edilmesi; iki, halkın bu sayede kendi benliğini anlaması, onun farkına ve bilincine varması… İç idare teşkilatımızda halk idaresinin, bütün kapsamıyla layık olduğu gelişme derecesine ulaştırılmasını siyasetimizin gereği saydık. Egemen olan ve her şeyi idare eden merci, Millet Meclisi’dir. Böyle bir hükümet doğrudan doğruya halkın arzularını tatmine hizmet eder ve ülkenin yönetimine bizzat sahiptir.

Bir ülkenin yönetimi ancak özgürlük sağlanarak ve bu özgürlük sürekli kılınarak iyileştirilebilir. Çünkü fikirler serbestçe ifade edilmez ve tartışılmazsa, doğru karar alınamaz, doğru iş yapılamaz.

Devletleri yönetenler çok iyi bilmelidir ki, düşünceler zor ve şiddetle, top ve tüfekle yok edilemez. İyi bir lider şiddete başvurmaz. Kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak yönetmelidir. İnsanlar ancak emelleri, fikirleri teşhis edilerek, ikna edilerek yönetilebilir.

Devlet adamı mantıksız emir vermez. İş yaptırırken, hiyerarşik üstünlüğünden faydalanmaz. Atatürk diyor ki, benim her emrim yerine getirilmiştir, çünkü benden yapılmayacak emir çıkmamıştır. Her emrim gerçeklere dayanmış, akıl ve mantığa vurulmuştur, hesaplıdır.

Ancak şu da var ki yöneticinin kuvvetli olması da gereklidir. Bir devleti yönetecek olanların hareket noktası önce kuvvet sahibi olmaktır. Devleti, milleti ve çıkarları savunan kuvvet başkasının elinde bulundukça, yöneticiliği sözde olmaktan kurtulamaz.

● Atatürk diyor ki: devlet adamı kişisel arzularıyla devlet işini birbirine karıştırmaz.Bir devlet kişisel görüşlerle yönetilemez. Millet macera aracı yapılamaz. Ülkemiz kâh Avrupa’yı taklit etmek, kâh devlet işlerinin idaresini kişisel görüşlere göre düzenlemeye çalışmak, kâh Anayasa’yı bile kişisel ihtiraslara oyuncak etmek gibi pek acı sonuçları olan basiretsizliklere uğradı. Ulusal egemenliğimizin tek bir şahısla veya sınırlı sayıda şahıslarla kabine gibi bir kurul tarafından temsil edilmesi yüzünden ülkeyi ve milleti despotluktan kurtaramadığımız, tarihî olaylarla kanıtlanmıştı.  

Şu bilinmelidir ki, devlet işleri çocuk oyuncağı değildir. Devlet adamı; kendi insanî duygularının tutsağı olarak devlet sorunlarını halledemez, o yetkiye sahip de değildir. Ülke kimsenin malı, mülkü değildir. Hükümet işleri asla tek bir şahsın iradesiyle yürütülemez. Kararlar görüş alışverişi yapılarak alınır. Bakanlar ne başbakanın ne de başka birinin emir kulu olamaz. Yönetimde tek destek ve yol gösterici halkın iradesidir. Ülke ve millet işlerinde, hakikî işlerde duygu olmaz; hizmette hatıra, dostluğa bakılmaz. Bir devlet adamının şahsiyetini mevkiinin gururu öldürebilir. Sorumlu bir mevkide siyasi bir adam sıfatıyla milletini idare edenler her şeyi milletleriyle beraber hissedip anlamalıdır.

● Cumhuriyet yönetiminde meclis, cumhurbaşkanı ve hükümet; halkın özgürlüğünü, güvenliğini ve rahatını düşünmekten ve temine çalışmaktan başka bir şey yapmazlar. Çünkü bilirler ki, kendilerini iktidar ve yetki mevkiine belirli bir zaman için getiren, irade ve egemenliğin sahibi olan millettir. Ve yine bilirler ki, iktidar mevkiine saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Millete karşı konum ve görevlerini suistimal ettikleri takdirde, şu veya bu şekilde, Millî İrade’nin kendileri hakkında da tecellisine maruz kalırlar. Millet tarafından, millet adına, milleti yönetmeye yetkili kılınanlar için, gereğinde millete hesap vermek zorunluluğu laubalilik ve keyfi hareketle bağdaşamaz.

● Bir millet hükümetin bekçisi olmalıdır, takipçisi olmalıdır. Millet bireyleri hükümete uyarıda bulunabilmeli, özveri bekleyebilmelidir. Çünkü hükümetlerin icraatı olumsuz olup da millet itiraz etmez ve o hükümeti düşürmezse, bütün kusur ve kabahate kendisi de ortak olmuş demektir. Şunun bunun oyuncağı olabilen milletler, haklarını idrak etmemiş demektir. Böyle bir millet de, kendisi denetim altında bulundurulmayı hak etmiş olur.

● Büyük Atatürk, bu açıkladığım esaslardan başka iyi bir devlet yönetimi için gerekli başka esaslara da yer veriyor ki, onlar da şunlardır: İdarenin namuslu olması, ekonomiye öncelik tanınması, bir kültür ordusu yaratılması, dünyada barışı için çalışılması.

-Türkiye’nin yeni fikirlerle donanmış, namuslu bir idarece yönetilmesi esastır. Bütün idare ve kurumlarda yüksek ahlak ve dürüstlük hâkim olmalıdır. Şu bilinmelidir ki, bir kurumun muhasebesi namusudur.

– Öncelik ekonomidedir: Ülkenin yönetimindeki başarı, ekonomisinde sağlanan kazanımların derecesiyle doğru orantılıdır. Ulusal tasarruflar vatanın gönencini temin edecek en esaslı bir araçtır. Bunun için, çalışmayı artırmak, genel olarak devlet yönetiminde, yerel ve millî idarelerde tasarruf fikrini kökleştirmek başlıca prensiplerden olmalıdır. Ekonomik gelişmemizi gerçekleştirmek için, daha çağdaş, daha düzgün bir yönetimle işleri yürütmeyi başarmak için, tam bir bağımsızlık içinde, tam bir serbestlik içinde olmamız şarttır.

– Milletimizin gerçek mutluluğu ve kurtuluşu için, bugünkü yönetim şeklimizin ebedîliği için, en kısa sürede büyük, mükemmel, ışıklı bir kültür ordusuna sahip olmaya mecbur olduğumuzu yadsıyamayız.

-Milletleri yöneten adamlar, önce kendi milletinin varlık ve mutluluğunun yapıcısı olmalıdır. Fakat aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemeleri lazımdır. Çünkü dünya milletleri arasında sükûn, huzur ve barış olmazsa, bir millet kendi kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan yoksun kalır.

* * *

Sonuç olarak, Atatürk’ün yönetim esaslarını şöyle tamamlayabiliriz: Kuvvet milletindir. Özgürlük vazgeçilmez bir koşuldur. Şiddet kullanılmaz, mantıksız emir olmaz. Devlet yöneticisi kuvvetli olmalıdır. Bir devlet kişisel kararlarla yönetilemez.  Hizmette dostluğa bakılmaz. Devleti yönetenlerin görevi halkın gönenç ve güvenliğini sağlamaktır. Millet hükümetin takipçisi olmalıdır. Aynı derecede önemli diğer esaslar ise şunlardır: İdare namuslu olmalıdır. Öncelik ekonominindir. Bir kültür ordusu şarttır. Mükemmel bir yönetim için Dünya barışı elzemdir.

Kaynak: Cihan Dura, Ataname, Doğu Kitabevi, İst. 2019

Yazar Hakkında

Benzer yazılar