wp menus'den En Üst Menünüzü Seçin
Envato ad
Envato ad

ATATÜRKÇÜ ÖĞRETİ’DE DEVLET YÖNETİMİ

Cihan Dura

Cumhuriyetimizin kurucusu, sevgili önderimiz M. K. Atatürk nasıl bir devlet yönetimi öngörüyordu? Yönetim usulü, esin kaynağı, kararların alınışı, hizmetlerin yapılması, akıl ve bilimin yeri hakkında neler söylemiştir? Yazının konusu bu soruları yanıtlamaktır.

● Atatürk diyor ki: “yönetim usulümüz, egemenliğine kayıtsız şartsız sahip olan milletin kendi yazgısını bizzat ve fiilen idare etmesi esasına dayanır. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde millet egemenliğini pekiştirmek ve milletin sonsuza kadar kendi kendini idare etmesi baş hedefimizdir.” Bütün diğer kurallar ve uygumalar bu ana esastan çıkarılacak ve ona aykırı olmayacaktır.

Önemli bir sonuç şudur: Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin dışında hiçbir birey, hiçbir kuvvet ve hiçbir makam ulusal yazgıya hâkim olamaz. Dolayısıyla bütün yasaların yapılmasında, her tür teşkilatta, idarenin bütün ayrıntılarında, genel eğitim ve ekonomi konularında Millî Egemenlik esasları dahilinde hareket edilecektir. Bu demektir ki, toplumsal yaşamın bütün alanlarında bütün karar ve eylemler halkın lehinde vücut bulacaktır.

Toplumun yönetimi ve ilgili bütün yasalar ancak yaşadığımız dünyaya ait ihtiyaçlardan doğar. Bundan dolayıdır ki, Meclis ve hükümet Millî İrade’nin bileşimini sürekli olarak göz önünde tutmak zorundadır. Çünkü Millî İrade’yi oluşturan yaşamdır, insan ihtiyaçlarıdır. Millî İrade toplumsal yaşamın aynasıdır. Her karar o iradeye göre alınacak, her hizmet o iradenin yapısına göre yapılacaktır.

Değişim ve devrimlerin zorunlu gereği olarak genel idare ve bütün yasalar ancak dünya ihtiyaçlarından esinlenecektir. İhtiyaçların değişmesi ve gelişmesiyle sürekli olarak değişip gelişen dünyevi bir yönetim zihniyeti belirleyici olacaktır.

● Doğru bilgi güçtür, aydınlatıcıdır, yol göstericidir. İktidarda bulunanlar yalnız ahlaklı değil bilgili ve uzak görüşlü olmalıdır. Yoksa, ülkeye büyük felaketler getirirler. Bir topluluk, bir örgüt, bir devlet; her şeyden önce aklın yönetiminde olmalı, pozitif bilimler kılavuzu olmalıdır. Devletin her kurumu akıl ve bilimle yönetilmelidir. Kısacası bir devletin yönetimi pozitif bilimlere dayanmalıdır. Devlet idaresinde bütün yasalar, bütün kural ve usuller; bilim ve tekniğin çağdaş uygarlığa sağladığı esas ve şekiller ile dünya ihtiyaçlarına göre düzenlenmeli ve uygulanmalıdır.

Bilim sıra ister, kural ve düzen ister, plan ister. Büyük bir ülke planlama olmadan yönetilemez. Aksi halde millet ağır maliyetlerle karşılaşır, çok kaynak kaybeder, büyük sıkıntılar çeker; geleceği bile tehlikeye girer. Bir söz hatırladım, diyor ki: Başarı için plan yapmıyorsanız, o zaman hükmen başarısızlığı planlıyorsunuz demektir.

● Atatürk bu ‘bilimcil’ yönetim tarzının mükemmel örneklerini vermiştir. Şu sözler ona aittir: Ben, bir devlet işine girişmeden önce o alanda olabildiğince bilgilendim, bilim adamlarının beni aydınlatmasını istedim, uzmanlara başvurdum.  Bilim adamlarına ve sanatkârlara yakın çevresinde yer veren, onlara en çok itibar gösteren Türk devlet yöneticisi oldum. Bağımsızlık mücadelemizi en son bilimsel esaslara göre yönettim. Başkomutan olarak orduların yönetimini bilimsel ve teknik ilkelere dayandırdım. Türkiye Cumhuriyeti’ni bilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan ulusal ve modern bir devlet olarak kurdum. 

* * *

Toparlarsak: Atatürk Öğretisi’nde yönetim usulü ve hedefi milletin kendi kendini fiilen idare etmesidir. Başka bir güç asla söz konusu olamaz. Bütün karar ve eylemler istisnasız yalnızca milletin lehinde gerçekleşecektir. Kararlar ve yapılan hizmetlerde dünya ihtiyaçları, Millî İrade ve değişim yasası göz önünde tutulacaktır. Akıl ve bilimin yol göstericiliği esastır. Devletin yönetimi çağdaş bilimlere dayanmalıdır.

Atatürk’ün düşüncesi ne ise eylemi de o olmuştur: Devlet yönetiminde daima çağdaş bilimsel gerçekleri esas almış, bilim adamlarının ve uzmanların görüşlerine öncelik tanımıştır.

Kaynak: Cihan Dura, Ataname, Doğu Kitabevi, İst. 2019

Yazar Hakkında

Benzer yazılar