İHANET DİZİSİ

İHANET DİZİSİ
28 Şubat 2024 16:34
1.616
A+
A-

Zahide Uçar

20 Yıldır yaşamadığımız ihanet kalmadı. Bu kadar da olmaz dediğimiz her kötülük oldu. Kötülüğün bedenlenmiş halini gördük. Örgütlü cehaletin kötülüğü nasıl besleyip derinleştirdiğini gördük.

Emperyalist odaklarla anlaşıp ülkenin başına çöreklenen kötülüğün ihanet dizisine şahit olduk.  Ellerine verildiği anlaşılan işgal yol haritasının tek tek uygulandığını gördük. Böyle bir yapı, kurumlarıyla oturmuş bir devlette bir gün yerinde oturamaz. Bunlar oturdu. Hem de adına, diline, devletine düşman olduğunu açıkça ifade eden bir yapı… Yapılan onca ihanet neden normalleştirildi? Yargı, devleti koruması gereken kurumlar neden görevini yapmadı da, bu işgale seyirci kaldı?

Bugün anlamamız gereken şudur;

Muhalefet, büyük büyük(!) iş adamları, Özkök’ten itibaren Genel kurmay Başkanları, gayri milli müesses nizam, yani;

Arka yüz devlet…. Hepsi bu ihanet projesine bir şekilde el vermiştir. Görünen o ki, bir şekilde ortaklar.

Siyaseten yasaklı birinin parti kurması mantıklı mıdır? Parti kurmasına izin verildi. Yüksek yargı kimlerin üfürmesi ile siyaseten yasaklı bir ismin parti kurmasına sessiz kaldı? Sonra ana muhalefet partisi başkanı hangi telkinle siyasi yasağın kalkmasına olur verdi? Yasaların etrafından dolanarak Siirt seçimleri nasıl yenilendi?

20 yılda tarım ve hayvancılığı bitirdiler. Bütün fabrikalarımızı özelleştirme yalanıyla yağmaladılar. Üretmeden tüketen bir toplum yaratıp, ülkeyi borç batağına sürüklediler. Eğitimi bitirdiler. Şimdi de pedagoji formasyon sertifikası olmayan (çünkü formasyon şartını kaldırdılar), inandığı dini bile bilmeyen yarı cahilleri okullara soktular. Laiklik ilkesi ayak altında. Tarikatları kapatan yasa ayaklar altında. T.C. Devletinin bütün kurumları çökertildi. T.C. Devletinin hafızası Cumhuriyete ait ne varsa yok edilerek siliniyor. Yeni nesil T.C. Devletini kuranlara ait bir eser bulamasın, Cumhuriyeti kuranlar hiçbirşey yapmadı sanıp, kurucu değerlere sahip çıkmasın istiyorlar.

Milli bayramları yasaklanan bir ülke olur mu? Milli bayramlarını kutlayamıyorsan, sana bayramını, marşını, andını yasaklayanların İŞGALCİ olduğunu bileceksin.

Anayasası ayaklar altına alınan bir ülke ya işgal altındadır, ya da darbe yapılmıştır. Turuncu darbe! Darbe Ergenekon süreciyle başladı. Bu gerçeği MİT, Genelkurmay, Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Savcıları, Muhalefet bilmez mi? Bal gibi bilir! O yüzden diyorum ki, ülkemizde olanlar konusunda gizli bir işbirliği var.

AKP geldiğindi asgari ücretli sayısı %9 iken, 2024 itibarı ile %62 dir. Çünkü bilinçli olarak halk fakirleştirildi. Eskiden asgari ücreti çıraklar alırdı. Bir kişi kazanır, 10 kişi geçinirdi. İşçiler emekli olunca orta halli mahallelerden ev alırdı. Bugün çocuğunu okutamıyor. AKP 20 yıldır servet aktarımıyla halkı soyuyor.

AKP sularımızdan tutun, bütün yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı yağmalıyor, yağmalatıyor. Altın dahil, çok daha kıymetli madenlerimiz, bugün Afrika’da bile terk edilmiş vahşi yöntemlerle yağmalanıyor. Çıkartılan madenlerin %1’i ülkemize kalıyor. Böyle bir soygunu açık işgal olsa yapmaya cesaret edemezlerdi. Yirmi yıllık tecrübemizden bu yağmanın iç yüzünü çözümleyebiliriz;

Mafya sistemiyle yönetilen (aslında üzerine çökülen) bir ülkede, o madenlerden içeridekilerin pay almadığına inanacak kadar aptal değiliz. Yoksa maden yasası 29 defa niye değişsin değil mi?

Onlar sürekli zengin olsun, koltuklarında oturabilsin diye biz ölüyoruz. Sularımız, topraklarımız, göletlerimiz zehirleniyor. Bu gidişi gördüğüm için 15 yıl önce; “biz ekonomik açıdan Somalileşiyoruz” diye yazmıştım. Ne yazık ki öngörüm gerçek oldu.

Bu rezillikler yetmedi, ülkeyi uyuşturucu cenneti yaptılar. Öyle ki, kırmızı bültenle aranan uyuşturucu baronlarının vatandaşlık alıp ülkemize yerleştiğini öğrendik. Ülkemizi uyuşturucu ve kara para aklamaktan gri listeye aldılar.

Ülkeyi soya soya batırdılar.  Gri listeye alındığımız için Londra tefecilerinden %10 faizle(batık başka ülkeler en fazla %5 ile alıyor)borç alıyorlar. Artık % 10’la bile alamıyorlar.

Ülkemizin bütün sınırları açıldı. İpini koparan ülkeye dolduruldu. Amerikan askeri Afganlar hiçbir engele takılmadan ülkemize gelmeye devam ediyor. Genç erkekler eşyasız geliyor ve kayboluyor. Belli ki onların yerleri hazırlanmış, oralara yerleştiriliyor. İŞİD içimizde, İnsanları domuz bağıyla diri diri gömen Hizbullah meclise taşındı, Kürdistan özerk bölgesi istiyor. Ülkemizde 17 milyon geçici sığınmacı olduğunu bakan ağzından kaçırınca öğreniyoruz. Suriye’den gelenlerin beyana dayalı sağlıkçı, eczacı, doktor olarak çalıştığını öğreniyoruz. İçlerinden MOSSAD çıktı. Hatta Ruslara nasıl verildiğini öğrenemediğimiz Akkuyu  Nükleer Enerji santralında Rus vatandaşı bir İŞİD elemanının çalıştığının tespit edildiği iddia ediliyor. Bir ülke bu kadar ihaneti nasıl kaldırır?

 AKP Kalkınma Ajanslarıyla ilan etmeyi planladığı federal devletin eyalet çalışmalarını tamamladı. Siz bu gerçekleri ana ve yavru muhalefetten duydunuz mu? Duyamazsınız! Çünkü BOP içindeler. O yüzden mış gibi muhalefet yapıyorlar.

Ege’de 20 adamızı Yunanistan’a hediye ettiler. Pontus kardeşliği mi diye sorma hakkımız var. T.C. Devletine ait kıta sahanlığında ABD ve Yunanistan petrol çıkartıyor. Bu duruma AKP göz yumuyor da, muhalefet de kıyamet koparmıyor. Neden? 

AKP’nin silahlandırılmış, eğitilmiş paramileter yapıları var. Kimi AKP’li ortam oluşturulunca 50 komşusunu öldürmeyi planladığını bir televizyondan ilan ediyor. Bir başkası Hamas’ın yaptığını biz Türkiye’de yapabiliriz diyor. Hepsi serbest Anlamı ne? İktidar ulus devlete, devletin kurucu değerlerine sahip çıkanları korkutup sindirmek için yol veriyor.

Manisa TSO Başkanı Mehmet yılmaz, hazine arazilerinin kalıcı olarak geçici sığınmacı Suriyelilere verildiğini açıkladı. Yılmaz hazine arazilerinin Birleşmiş Milletler’den gelen fon aracılığı ile kalıcı olarak Suriyeli sığınmacılara verilmek istendiği, ancak kendisinin bu projeyi imzalamadığını ifade etti. Aydın, Bursa, Balıkesir bu projeyi imzalamış. Projeye göre Suriyeliler asli unsur olacakmış. Projenin açılışı;

Türkleri Anadolu’da etnik gruplardan biri haline getirerek boğup, yok etmek. Ne demişti AKP’li İhsan Yavuz? “AKP TÜRK PARTİSİ DEĞİLDİR” dedi. Biliyoruz merak etmesinler.

Türk partisi olmadıkları için Türk’e ait her şeyi yok ediyorlar.

AKP OKULLARA NEDEN Arapça dersi koydu. Yasaları çiğneyerek Arapça tabelaların asılmasına niye izin veriyor? Üç köy tabelasına önce Arapça, sonra Türkçe ismi yazılmıştı. Üniversitelerde Arapça tez yazma modası başlatıldığını öğreniyoruz. Siz yıllarca bir gecede dilimiz değişti yalanını boşuna mı söylediler sanıyorsunuz. Türkçeyi çok dilli federasyonun dillerinden biri yapmanın ön çalışması… Yani etki ajanlığı..

AKP Diyanet üzerinden İran örneğinde olduğu gibi, geleceğin ahlak polislerini yetiştiriyor. Hangi dinin ahlak polisi? İnanıyoruz dedikleri dinin kurallarına uyamadıkları için, kendi ahlaklarına uydurdukları Muaviye dininin…

AKP 20 YILDIR Türk Milleti ve Türk adıyla, kültürüyle, kuruluş değerleri ve Ata’sı ile AÇIKÇA SAVAŞIYOR. Ve sona geldiler. Yerel seçim sonrasını bekliyorlar.

Bir köşe yazısında ancak özet yazabildiğim bu yaşanmışlıklar bize ne anlatıyor?

Türkiye’ye büyük ölçekli İş adamları ihanet etti. Çıkarlarına teslim oldular. Çünkü AKP SENDİKALARI BİTİREREK onlara ucuz işçi imkanı sundu. Bu süreçte iş adamlarının vatansız olduklarını gördük. Vatansız paranın Türkiye uzantıları…

Üniversiteler sustu. Bu durum bize üniversite kadrolarının ezici çoğunluğunun ülkeyi saran örümcek ağlarında görevli olduklarını gösterdi. Sahi, yere göğe konamayan eski Cumhurbaşkanı Sezer’i gören var mı? Üstelik Sezer bir hukukçu. Cumhurbaşkanı olmuş bir isim, yasaların paspas yapıldığı yerde tek laf etmez mi?

Eski vekiller, birkaç isim dışında kayıp bakanlar… Bir kesim pusulayı şaşırmış, halkı suçluyor. Oysa asıl iş birlikçiler bu saydığım kesimdir. Sezer gibileri, Genelkurmay Başkanları’nı, yüksek yargıyı ağzına alamayanlara garibana vurmak kolay geliyor.

Geldiğimiz noktada, yerel seçimler bize bir gerçeği gösterdi:

Gösterilen adaylara, irili ufaklı muhalefet partilerinin aday yarışına baktığımızda, Gayri Milli müesses nizam, yani arka yüz devlet ve küresel şirketler AKP’nin yerel seçimlerden güçlü çıkmasını istiyor. Muhalefet bu projeye ortak görünüyor.

Muhalefet partileri isteseydi bambaşka bir Türkiye olabilirdi. Mühürsüz oylar kabul edildiğinde Sine-i Millete dönselerdi, bugün bambaşka bir ülke olabilirdi. Olmadığı gibi, CHP Konya milletvekili Atilla Kart’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı müracaatı Kılıçdaroğlu geri aldırdı.  Bir gün Muharrem İnce’nin “adam kazandı” açıklamasının arka yüzü ortaya çıkacaktır.

Muhalefet olur vermese ülkenin rejimi değişir miydi? Değişemezdi! 1980 öncesi Erbakan “anahtarı bendedir” diyerek meclisi kilitlemişti. Üstelik milletvekili sayısı olarak da güçlü değildi. Günümüzün muhalefeti yazdığım konularda tabanını meydanlara çıkarıp çok ses getirecek mitingler yapamaz mıydı? Yapmadı.

Bu ülkenin vatan kaygısı olan kesimi önce Cumhuriyet Mitingleri ile meydanlara çıktı. Sonra içlerine provokatörler girdi. Mitingler bitirildi.

Gezi ile başlayan süreç bütün ülkeye yayıldı. Gezi halkın birikmiş tepkisinin eyleme dönüşmüş haliydi. Gene provokatörler devreye girdi. Çocuklarımız öldürüldü. Öldüren polislere bir maaş ikramiye verildi. Çok sayıda insanın ya gözü çıktı, ya da yaralandı. Muhalefet bu isyan hareketlerini bile siyasete taşıyıp bir güç olamadı demeyeceğim. Olmadı!

Evet, karanlık bir tablo sundum. Bu açıklamalardan nereye varacağım?

Bu yerel seçimler sonrası çok karanlık bir süreç bizi bekliyor. Dört yıl seçim yok. Zaten seçimler göstermelik hale geldi. Bu durumda ne yapacağız?

Muhalefete rağmen, her ilde, ilçede DEM gibi bölücü partiler hariç, muhalefet adaylarını destekleyeceğiz. Bulunduğumuz il ve ilçede muhalefin hangi adayı güçlü ise o adaya oy verin ki, oylar bölünmesin. Çünkü AKP yolunu seçimde aldığı oy oranına göre belirleyecek. Türkler Türk Milletine kurulan tuzağı muhalefete rağmen bozabilir. Bozmalıdır. Bu durum muhalefetin işbirliğini desteklemek değildir. AKP’nin karşısında gücümüzü göstermektir. Sonrası, sonraki süreçte değerlendirilir.

Azim ve Karar, 28.02 2024